YayınlarımızDoktrinde Hekim Hakları

24 Temmuz 20170

Hekim ve hasta ilişkisi binlerce yıldır süregelmekte olup; son elli yıl içerisinde, ekonomik, teknolojik ve toplumsal değişiklikler sonucunda, hastanın hekim karşısında bulunduğu edilgen pozisyondan hekim ile eşit olduğu bir pozisyona evrildiği görülmektedir. Bu değişim esnasında hasta ilişkinin zayıf tarafı kabul edilerek, daha çok hastanın korunabilmesi adına birtakım yazılı hukuk kuralları meydana getirilmiştir. Bu sebepledir ki; sağlık hukuku denildiğinde öncelikle hasta hakları ve hekimlerin yükümlülükleri akla gelirken; hekim hakları hem mevzuat hem de uygulama bakımından ihmal edilmiştir.

Hasta hakları-hekim hakları dengesinin bu derece tek taraflı olarak gözetilmesi, hekimlerin zamanla defansif tıbba yönelmesi tehlikesini doğurmuştur. Hekimlere yapılan saldırılar, hekimler aleyhine açılan tazminat ve ceza davalarının her sene katlanarak artması, hekimlerin çalışma şartlarındaki ağırlaşma ve mecburi hizmet gibi uygulamalar; hekim haklarına ilişkin olarak yasal düzenlemeler yapılmasını kaçınılmaz kılmaktadır.

Keza hekim hakları, hastalara karşı haklar olmayıp, hastalarla dayanışma içinde kullanılması gereken ve mesleki değerleri koruyan, nitelikli hizmetin üretimi için de devletçe sağlanması ve korunması gereken haklardır. Hekim haklarının açıkça düzenlenerek yaşama geçirilmesi ile hedeflenen insancıl tıp ortamının yaratılmasının yolu açılacaktır.

Hekimlerin sahip oldukları haklar doktrinsel olarak 4 kategoride sınıflandırılabilir. Bunlar Bireysel Haklar, Hastaya İlişkin Haklar, Topluma İlişkin Haklar ve Devlete-Kurumlara-Bilime İlişkin Haklar’dır. Bu kategoriler kapsamındaki haklar kategorilere bölünmeksizin aşağıda kısaca açıklanacaktır.

1- Yeterli Eğitimi Alma ve Sürekli Mesleğini Geliştirme Hakkı:

Hekimler mesleki, etiksel ve hukuki sorumlulukları üstlenebilmek için yeterli ve nitelikli bir eğitim alma hakkına sahiptirler. Tıp fakültelerindeki teorik ve uygulamalı eğitimler ile; hekimler, ihtiyaç duyacakları her türlü bilgi, beceri ve tutuma sahip kılınmalıdırlar. Hekimlerin tıp fakültesini tamamladıktan sonra da eğitimlere katılabilmeleri sağlanmalı, mesleki bilgi ve becerilerini sürekli yenileyebilmeleri için gerekli koşullar temin edilmelidir.

2- Ücret İsteme Hakkı:

Hekimler, aldıkları eğitim, harcadıkları emek, sundukları hizmet ve üstlendikleri mesleki risklere uygun olarak ve hastalara verdikleri sağlık hizmetlerinin karşılığında, yeterli ve makul bir ücret isteme hakkına sahiptirler.

3- Sağlığını Koruma ve Mesleki Risklerden Korunma Hakkı:

Hekimler hastaları için kendi yaşamlarını ve güvenliklerini tehlikeye atmama; enfeksiyon, radyasyon gibi mesleki risklere karşı korunma ve mesleklerini uygularken sağlık risklerini en aza indirecek çalışma koşullarını talep etme haklarına sahiptirler. Ayrıca, hekimler, ihtiyaç duydukları dinlenme zamanına sahip kılınmalı; makul iş yükü altında ve makul saatlerle çalıştırılmalıdırlar.

4- Mesleğini Serbestçe İcra Etme Hakkı:

Hekimler mesleklerini icra ederken hiçbir kişi ve merciden baskı görmeden ve serbestçe çalışma hakkına sahip olup; kendilerini sadece bilimsel kanıtlar, meslek etiği, vicdanları ve hukuka karşı sorumlu hissetmelidirler.

5- Hastasına Yeterli Zamanı Ayırma Hakkı:

Hekimlerden hastalara gerekli özeni göstermeleri, bilgi ve belgeleri kaydetmeleri, hastaya hastalığı ile ilgili yeterli bilgilendirmeyi yapmaları ile hastanın muayenesini gerçekleştirerek muayene sonuçlarını değerlendirmeleri beklenmektedir.  Bütün bu işlemlerin her birinin alacağı zaman düşünüldüğünde; Tababet Uzmanlık Yönetmeliği uyarınca, her hekim, bir poliklinikte günde 20 hastadan fazlasına bakmama ve hastasına ayırmak için yeterli zamanı talep etme haklarına sahiptir.

6- İyileşme Garantisi Vermeme Hakkı:

Hekimler ile hastalar arasında kurulan tedavi ilişkisi, hukuk düzenimizde vekâlet sözleşmesi kapsamında değerlendirilmektedir. Vekâlet sözleşmelerinde vekilin temel görevinin dikkat ve özen yükümlülüğü içerisinde hareket etmek olduğu, dikkat ve özen yükümlülüğü yerine getirildiği takdirde vekâlet sözleşmesinden doğan yükümlülüğün yerine getirildiğinin kabul edileceği ve en önemlisi, vekâlet sözleşmesinde sonuç taahhüdü bulunmadığı dikkate alınmalıdır. Hasta ile hekim arasındaki vekâlet sözleşmesi gereğince; hekim, hastasını iyileştirmek için tüm tıbbi bilgi ve becerisini kullanarak sadakat ve özen borcunu yerine getirmesi koşuluyla (diş hekimliği ve plastik cerrahi gibi sonuç taahhüdünün bulunduğu bazı istisnai tıp dalları haricinde); başarılı sonucun elde edilememesinden sorumlu değildir. Tüm bu hususlar çerçevesinde; hekim, şifa garanti etmeme hakkına sahiptir.

7-Konsültasyon İsteme Hakkı:

Hekimler, uzmanlık alanlarına giren ve/veya girmeyen hususlarda, hastanın yararına olmak üzere, bilimsel bilgi ve bulgu elde etmek ve elde ettiği bulguları değerlendirmek amacıyla başka hekimlerden konsültasyon isteme hakkına sahiptirler.

8- Tanıklıktan Kaçınma Hakkı:

Hekimler, Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca, meslekleri gereği hastaları hakkında öğrendikleri bilgiler söz konusu olduğunda tanıklıktan kaçınma hakkına sahiptirler. Hastanın açık rızasının bulunduğu durumlarda, hekim tanıklık etmek durumundadır. Açık rıza bulunmadığı durumlarda ise, hekimlerin hastaları hakkındaki bilgileri mesleki sır kapsamında olduğundan, bu bilgilerin izinsiz paylaşılmaları, meslek sırrını ifşa suçunu oluşturacaktır. Bu yüzden, hekimler hastaları hakkındaki bilgileri açıklamaya zorlanamazlar.

9- Bilgi Alma ve Tavsiyelerine Uyulmasını İsteme Hakkı:

Hekimler hastalarından doğru bilgi alma hakkı ile tedavi için önerdikleri ilaçların uygun şekilde kullanılmasını ve diğer tavsiyelere uyulmasını isteme hakkına sahiptirler. Hekimler, hastalarının gizledikleri, bilerek vermedikleri bilgilerden doğan zararlardan sorumlu tutulamazlar.

10- Tedaviyi Belirleme Hakkı:

Hekimler, Tıbbi Deontoloji Tüzüğü uyarınca, bir hastalığın tedavisi için uygulanabilecek standart yöntemlerden herhangi birini tercih etmekte, kanıta dayalı seçim yapmak şartıyla serbesttir. Fakat, uzun zamandan beri bilinen ve genel kabul görmüş yöntemlere öncelik verilmelidir. Hekimlerin hastaları için uygun bulmadıkları bir tedaviyi uygulamaya zorlanamayacaklarını da belirtmek isteriz.

11-Yönetimsel Kararlara Katılma Hakkı:

Hekimler, çalıştıkları sağlık kurumlarında görüş beyan etme, eleştiride ve önerilerde bulunma gibi şekillerde yönetimsel kararlara ve organizasyona katılma hakkına sahiptirler.

12- Çağdaş Tıp İmkanlarından Yararlanma Hakkı:

Hekimler aleyhine açılan davaların önemli bir bölümünde, hastada meydana gelen zararın sebebinin, organizasyon kusuru ya da mekanik (ekipmandan ileri gelen) hatalar gibi hekim dışı unsurlar olduğu görülmektedir. Bu sebeple, hastalarda meydana gelebilecek zararları mümkün olduğu derecede minimuma indirmek amacıyla, hekimlerin, söz konusu çağdaş ekipmanların, ortamın ve imkanların sağlanmasını talep etme hakları bulunmaktadır.

13- Hastayı Reddetme veya Tedavisini Bırakma Hakkı:

Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi uyarınca; acil durumlar, insani zorunluluklar ya da resmi bir görevin yerine getirilmesi halleri dışında, hekimlerin, kendilerine başvuran hastaların tedavilerini gerek şahsi gerekse mesleki nedenlerle üstlenmeme hakkı bulunmaktadır. Ancak bu durumda bile hekimler hastalarının zarar görmemesi için gerekli önlemleri almakla yükümlü olup, hizmet sunmayı reddetme nedenleri ve diğer hizmetler konusunda da hastalarını bilgilendirmiş olmalıdırlar.

Hekimler yine Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi kapsamında hastalarının tedavisini yarıda bırakma hakkına da sahip olup hastalarını gereksinimiyle uyumlu nitelikte başka bir hekime yönlendirmeleri gerekmektedir. Bu yönlendirmenin hastaların sağlığını tehlikeye atmıyor olması ve hekimlerin hizmet sunmayı kestiği hastaları ile ilgili edindiği tüm tıbbi bilgileri meslektaşlarına doğru ve eksiksiz bir biçimde aktarması mühimdir.

14- Sağlık Çalışanlarının Meşru Savunma Hakkı:

Hekimlerin kendilerine yöneltilen saldırılara ilişkin olarak meşru müdafaada bulunma hakları mevcut olup meşru müdafaanın varlığının kabul edilebilmesi için öncelikle bir saldırı mevcut olmalıdır. Saldırının ağır olması gerekmese de zarar verecek veya tehlike oluşturacak biçimde ve derecede olması gerekir. Bu itibarla, sözle yapılan tehdit veya hakaret gibi saldırılara karşı meşru müdafaada bulunulamaz.

Meşru müdafaa koşullarının oluştuğunun kabul edilebilmesi için, saldırının mevcudiyetinin gerekliliğine ek olarak saldırı henüz bitmemiş olmalı ve saldırı oluşturan hareket haksız olmalıdır. Bir kimsenin mevcut bir hakkı için kendiliğinden hak almaya kalkması halinde de bu hareketin haksız olduğu kabul edilir ve meşru müdafaa (savunma) mümkündür.

Savunmaya ait koşullar; savunmanın zorunlu olması ve savunma ile saldırı arasında orantı bulunmasıdır. Müdafaa olmadan saldırıyı defetme imkânı varsa, meşru müdafaadan söz edilemeyecektir. Müdafaa; saldırıyı sona erdirmek için daha yumuşak ancak aynı şekilde etkili bir aracın bulunmaması halinde zorunludur. Burada amacın saldırgana fırsat bulmuşken zarar vermek değil, en az zararla saldırıyı savuşturmak olduğu unutulmamalıdır.

Sonuç olarak; hekimler başta olmak üzere tüm sağlık çalışanları, saldırgana karşı kendilerini korumak ve saldırıyı savuşturmak için (ölçülü) savunmada bulunma hakkına sahiptirler. Ancak kendilerinin de ceza sorumluluğu doğmaması bakımından, müdafaa amaçlı yapılan hareketin saldırı ile orantılı olmasına, saldırı bittikten sonra savunmaya devam edilmemesine ve saldırgana en az zarar verecek yöntemin seçilmesine dikkat edilmesi gerekmektedir.

15- Tazminat İsteme ve Korunma Hakkı:

Hekimler, mesleklerini icra ederken zarar gördükleri her durumda tazminat isteyebilirler. İlaveten, hekimler, mesleki yıpranmaya karşı korunma ve maluliyet haklarına da sahiptirler. Şiddete maruz kalan, kötü tıbbi uygulama (malpraktis) iddiasıyla hakkında soruşturma başlatılan hekimin, çalıştığı kurumdan ücretsiz hukuki yardım alma hakkına sahip olduğu da unutulmamalıdır.

16-Hukuki Yardım Talep Etme Hakkı:

663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamesi ile 28 Nisan 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenmiş Sağlık Bakanlığı Personeline Karşı İşlenen Suçlar Nedeniyle Yapılacak Hukuki Yardımın Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik uyarınca; sağlık hizmeti sunumu sırasında veya bu görevden dolayı işlenen suça maruz kalan personele veya söz konusu personelin vefatı halinde kanuni mirasçılarına hukuki yardımda bulunulması öngörülmektedir. Yönetmelik’e göre hukuki yardım aşağıdaki hallerde sağlanacaktır:

  1. Sağlık hizmeti sunumu sırasında veya bu görevlerinden dolayı personele karşı kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiilin gerçekleştirilmiş olması
  2. İlgilinin veya kanuni mirasçılarının talepte bulunması
  3. İlgili personelin soruşturma safhasında şüpheli, kovuşturma safhasında ise sanık durumunda bulunmaması.

İdarece yapılacak hukuki yardım:

  1. İlgili personelin veya kanuni mirasçılarının hukuki yardım talebini geri alması,
  2. maddenin ikinci fıkrası hariç olmak üzere adli mercilerce yapılacak tahkikat neticesinde personelin sanık durumuna gelmesi hallerinde sona erer.

Hukuki yardımın birinci fıkranın (a) bendi uyarınca sonlandırılması halinde, durum, ilgili birim amirine ve soruşturma safhasında yetkili Cumhuriyet Savcılığına, kovuşturma safhasında ise yetkili mahkemeye gecikmeksizin bildirilir.

Bu makalede, hekim haklarının önemi ve hekimlerin sundukları sağlık hizmeti çerçevesinde hangi haklara sahip oldukları açıklanmıştır. Hekim ile hasta arasında sunulan sağlık hizmeti ile kurulan tedavi ilişkisinin iki tarafının da haklarının gözetilmesi gerektiği tartışmasızdır. Hasta haklarının korunması gerekmekle birlikte; kamu sağlığının tesisi ve korunması amacıyla durmadan hizmet veren ve iştigal ettikleri mesleğin bir getirisi olarak stresli ve ağır çalışma koşulları altında çalışan hekimlerimizin haklarının gözetilmesi de son derece mühimdir ve hekim haklarının korunmasının sağlanması için gerekli adımların vakit kaybetmeksizin atılması gerekmektedir. Hekimlerimizin sağlık sisteminin vazgeçilmez unsurlarından bir tanesi olduğu ve hekimlerin haklarının gözetilmesinin, hekimlerin yanında, sağlık sektörünün diğer aktörlerinin, hastaların ve nihayetinde tüm toplumun yararına olacağı unutulmamalıdır.

Kaynakça:

✦Ceza Muhakemesi Kanunu, ✦Türk Ceza Kanunu, ✦Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi, ✦Evrensel Hekim Hakları Bildirgesi, ✦Tababet Uzmanlık Yönetmeliği, ✦Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, ✦Sağlık Bakanlığı Personeline Karşı İşlenen Suçlar Nedeniyle Yapılacak Hukuki Yardımın Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik, ✦Tıp Hukuku – Prof. Dr. Hakan Hakeri, ✦Hekim Hasta İlişkisinde Haklar ve Sorumluluklar – Hafize Öztürk Türkmen,  ✦Tıp Hukuku açısından hasta ve hekim hakları- Gülan A.,  ✦Osmanlı Hukuk Sistemi Çinde Tıp ve Hekimlerin Yeri – Düzbakar Ö., ✦Tıp Etiği Işığında Hasta ve Hekim Hakları – Erdemir AD, Elçioğlu ÖŞ. ✦Medi Magazin, ✦TJOD, ✦Sağlık Bakanlığı internet siteleri

 

HANYALOĞLU-ACAR HUKUK BÜROSU

Av. Benay ÇAYLAK- Stj. Av. Özge Muhterem ULUDÜZ

Yorumlarınızı Paylaşın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

https://www.hanyaloglu-acar.av.tr/wp-content/uploads/2020/05/wlogo1-320x89.png
Büyükdere Caddesi 239/9 Maslak 34398 İstanbul
+90 212 278 25 51
info@hanyaloglu-acar.av.tr

Bizi takip edin:

Danışmanlık Alın

Bütün hakları saklıdır.

© Hanyaloğlu & Acar Hukuk Bürosu 2020