YayınlarımızHidroksiklorokin Tedavisi ve Tazminat Davası

15 Mayıs 20210
https://www.hanyaloglu-acar.av.tr/wp-content/uploads/2021/05/pexels-anna-shvets-3683039-1280x853.jpg

Sıtma İlacı “Hidroksiklorokin “Covid-19 Tedavi Rehberinden Çıkarılması

Sağlık Bakanlığı, 4 Nisan 2020 tarihinde yayınladığı “Covid-19 Erişkin Hasta Tedavisi Rehberi”ni   7 Mayıs 2021’de güncelleyerek “hidroksiklorokin” adlı ilacı tedavi rehberinden çıkardı.  Bu durum tedavi uygulanan hastalarda endişeye yol açarken, tedaviyi üstlenen hekimlerin de konu ile ilgili yoğun sorular ile karşılaşmasına neden oldu. Sosyal medyada; “ilacın yan etkiler nelerdir? Ölümlere neden olduğu doğru mu? Kalp krizini riskini arttırıyor mu? Covid tedavisi sonrası kalp krizi nedeniyle özellikle genç yaştaki görülen ölümlerde hidroksiklorokin ilacının etkisi nedir?” gibi sorular ve yorumlar yayılmaya başladı. Bir diğer yandan, bu konuda sorumluluk  kimdedir, tazminat davasına konu olur mu yönündeki hukuksal sorularını da gündeme getirdi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün Uyarısından Bir  Yıl Sonra 

En dikkat çekisi konu ise; Dünya Sağlık Örgütü’nün “hidroksiklorokin” isimli ilacın kullanımının 25 Mayıs 2020’de “güvenlik endişeleri” nedeniyle geçici olarak askıya alındığını ve Temmuz 2020 ‘de ise derhal ve tamamen durdurulması gerektiğini belirtmesidir. Ancak ülkemizde bir yıla yakın süre daha tedavi rehberinde yer alarak kullanıma devam edildi.

Hidroksiklorokin Tedavisi ve Hukuksal Sorular

Dünya Sağlık Örgütünün  duyurusuna rağmen, bir yıl daha  hidroksiklorokin kullanılması ve  belirtilen yan etkilerden olan “tedavi sonrası kalp krizi nedeniyle ölümler” tıbbi uygulama hatası (malpraktis) olarak değerlendirilebilir mi? Yakınlarını kaybedenlerin tazminat davası açma hakkı var mı? Tarafımıza yöneltilen sorular arasında yer aldı.

Öncelikle belirtmek isteriz ki, sorumluluk hukukunun şartlarında pandemi dönemine ilişkin bir değişiklik veya özel düzenleme bulunmamaktadır.  Dolayısıyla tıbbi malpraktis iddiası var ise  tanımından ve hukuksal şartlarından yola çıkarak değerlendirmek gerekir. Dünya Sağlık Örgütü’nün de kabul ettiği tanıma göre tıbbi malpraktis; “hekimin tedavi sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi ile oluşan zarar”dır. Bilgisizlik, deneyimsizlik, özen eksikliği, yanlış teşhis, hatalı tedavi veya eksik bakım hizmeti neticesinde hastanın zarar görmesi halinde, sorumluluk hukuku devreye girer ve  zararın tazmini gerekir. Covid 19’da hatalı tedavi uygulandığı iddiasını değerlendirmek için sağlık hizmetini yürüten idarenin hizmet kusuru olup olmadığını belirlemek ve nedensellik bağını kanıtlamak gerekir.

Bir diğer yandan, doktor açısıdan sorumlulukdan bahsedebilmek için hekimin tıbbi uygulamasında hukuka ve tıbbi strandartlara aykı bir davranışının yani kusurunun bulunması ve bu kusurlu davranışı nedeniyle zarara sebebiyet vermiş olması gerekir. Bu noktada  değerlendirmesi gereken önemli bir kavram ise “tıbbi müdehalenin hukuka uygunluğu”dur. Müdehale öncesinde hastasını aydınlatan, yapacağı  tıbbi işlem için hastasının rızasını alan ve güncel tıp kurallarına uygun bir tedavi yöntemi izleyen hekimin tıbbi müdehalesi hukuka uygundur. Hasta hekim ilişkisinde tedavi garantisi yoktur, ancak hekim her türlü özeni göstermeyi ve hastasının menfaati için en iyisini  yapmayı vaad etmektir.

Kalp Krizinden Ölümler Nedeniyle Dava Açılabilir mi?

Bu kısa hukuksal açıklamadan sonra başlangıçtaki sorumuza geri dönersek;

Covid 19 tedavisi sonrasında kalp krizi nedeniyle yakınlarını kaybedenlerin tazminat davası açma hakkı var mı?

Yanıtımız:  Pandeminin dava açma hakkını ortadan kaldıran bir etkisi yoktur. Her vatandaşın anayasal hak arama özgürlüğü kapsamında dava açma hakkı vardı.

Covid 19 tedavisinde hidroksiklorokin vermesi tıbbi uygulama hatası (malpraktis) mıdır?

Yanıtımız:  Covid 19 hastalığının tedavisinde henüz kanıtlanmış ve kesinleşmiş bir tedavi  standartı oluşturulmamıştır. Ancak tüm dünyadaki tıp bilimi insanları bu konu üzerinde çalışmakta ve bilgileri sürekli yenilenmektedirler. Aşı ve tedavi konusudaki gelişmeler başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere, bilim kurum ve kurulları tarafından tüm dünyaya duyurulmakdır. Bu gelişmeler ışığında her ülke,  kendi  mücadele  yöntemlerini düzenleme, geliştirme, denetleme yetki ve sorumluluğundadır. Bu kapsamda Sağlık Baklanlığı’nın yayınlamış olduğu tedavi rehberleri, hekimlerin uymakla yükümlü olduğu kurallar bütünüdür. Bu rehberde yer alan tedavinin uygulanması sonucu meydana geldiği iddia edilen zarardan (kalp krizinde ölümlerden) hiçbir hekim sorumlu tutulamaz. Hatalı tedavi (malpraktis)iddiası ile açılacak davaların Sağlık Bakanlığı aleyhine ve İdare mahkemesinde açılabileceği tartışmasızdır.

Maddi ve Manevi Tazminat Talepleri

Ölen kişinin yakınlarının tazminat davası ile  talep edebilecekleri,  destekten yoksun kalmaları nedeniyle oluşan maddi zararları ile olaydan duydukları elem ve acıya yönelik manevi zararlarına dair tazminat haklarıdır.

Maddi tazminat taleplerinin kabulü için, meydana gelen ölüme Covid tedavisinde kullanılan hidroksiklorokin ilacının neden olduğunun ispatı gerekecektir. Bu durum, tamamen bilirkişi raporları ile ve tıp bilimi çerçevesinde ispat edilmesi gereken bir meseledir.

Ancak davada tartışılacak konusu var ki;  “tüm dünyada 1 yıl öncesinde kullanımı durdurulan bir tedavi yöntemine neden ülkemizde devam edildiğidir”.

Açılacak davalarda, covid 19 tedavisi ardından kalp krizi nedeniyle yaşanan ölüme  hidroksiklorokin ilacının neden olduğu net bir şekilde ispat edebilmese dahi, yakınlarının kaybedenlerde oluşan “ölüm olayının acaba Dünya Sağlık Örgütü’nün tavsiyesi dikkate alınmadan devam eden tedavi nedeniyle mi yaşandığı” yönündeki endişe, üzüntü  ve belirsizliğin, manevi tazminat konusundaki talepleri değerlendiren mahkemelerce dikkat alabileceğini düşünmekteyiz.

Her zaman vurguladığımız gibi, hekim kusurunun olmadığı bir durumda verilen manevi tazminat kararlarının kesinlikle hekime rücü edilmemesi gerekir. Sağlık Bakanlığı’nın, pandemi döneminde canlarını tehlikeye atarak fedakarca görev yapan sağlık çalışanlarına, covid tedavisinde hata nedeniyle verilebilecek herhangibir tazminat kararını rücü etmeyeceğine  inanıyoruz.

Bu konu hakkındaki videomuzu da izleyin:

HANYALOĞLU&ACAR HUKUK BÜROSU

Av. Ayşe Gül HANYALOĞLU

Yorumlarınızı Paylaşın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

https://www.hanyaloglu-acar.av.tr/wp-content/uploads/2020/05/wlogo1-320x89.png
Büyükdere Caddesi 239/9 Maslak 34398 İstanbul
+90 212 278 25 51
info@hanyaloglu-acar.av.tr

Bizi takip edin:

Danışmanlık Alın

Bütün hakları saklıdır.

© Hanyaloğlu & Acar Hukuk Bürosu 2020