top of page

İdiyopatik Kardiomiyopati Tanı Gecikmesi: Dışlama Tanısının Hukuki Boyutu

idiopatik kardiopati malpraktis.png

İdiyopatik kardiomiyopati, kapsamlı bir etiyolojik araştırma sonucunda bilinen tüm nedenlerin dışlandığı, kalp kasının yapısal ve işlevsel bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Tanının bu niteliği — yani "dışlama yoluyla konulan tanı" — hukuki açıdan kendine özgü bir risk alanı yaratmaktadır: idiyopatik kardiomiyopati tanısı ancak ikincil nedenler sistematik biçimde ekarte edildikten sonra konulabilir; bu süreçteki eksiklik ya yanlış bir "idiyopatik" etiketiyle başka bir hastalığın gözden kaçmasına ya da tanının gereksiz yere gecikmesine yol açar. İdiyopatik dilate kardiomiyopati olgularının yaklaşık %30'unun ani kardiyak ölümle sonuçlandığı; pek çok hastanın ise sol ventrikül disfonksiyonu bulunmasına karşın asemptomatik kaldığı ve bu nedenle tanı almadan ilerlediği bilinmektedir. Malpraktis davalarında idiyopatik kardiomiyopati tanı ve tedavi gecikmesine dayalı yüksek tazminat tutarları bilinmektedir. Hanyaloğlu-Acar Hukuk Bürosu olarak sağlık hukuku deneyimimizle; ülkemizde idiyopatik kardiomiyopati davalarının özellikle genç sporcularda ani kardiyak ölüm olgularında ve ekokardiyografi bulgularının hastaya iletilmediği durumlarda yargıya taşındığını gözlemlemekteyiz.

Bu davaların hukuki açıdan ayırt edici özelliği, "idiyopatik" etiketinin gerçek bir bilimsel sonuç mu yoksa yetersiz bir araştırmanın örtbas edici çıktısı mı olduğunun bilirkişi sürecinde titizlikle sorgulanmasıdır.

Dışlama Tanısının Klinik ve Hukuki Anlamı

İdiyopatik dilate kardiomiyopati tanısı koymak için klinisyen öncelikle iskemik kalp hastalığı, hipertansiyon, kapak hastalıkları, miyokardit, toksik etkenler (alkolün de dahil olduğu), endokrin bozukluklar ve aile öyküsüne bağlı genetik kardiomiyopati gibi bilinen tüm nedenleri sistematik biçimde araştırıp dışlamalıdır (elemelidir). Bu araştırma; ekokardiyografi, koroner anjiyografi veya bilgisayarlı tomografi anjiyografisi, kardiyak MR görüntüleme, laboratuvar tetkikleri ve gerekli olgularda miyokard biyopsisini kapsamaktadır.

Malpraktis iddialarında sıkça karşılaşılan senaryo, bu dışlama sürecinin eksik bırakılmasıdır: koroner anjiyografi yapılmadan iskemik etiyoloji dışlanmış sayılmakta, aile öyküsü sorgulanmamakta, kardiyak MR görüntüleme endikasyonuna rağmen talep edilmemekte ya da miyokardit ayrımı için gerekli tetkikler atlanmaktadır. Bu boşlukların varlığında "idiyopatik" tanısı, hukuki süreçte yetersiz araştırmanın göstergesi olarak değerlendirilmektedir.

Ekokardiyografi Bulgularının İletilmemesi

Maalesef idiyopatik kardiomiyopati davalarında öne çıkan bir ihmal türü, ekokardiyografi bulgularının hastaya iletilmemesidir. Raporlanan davalarda: rutin sağlık kontrolünde EKG anormalliği saptanan ve kardiyoloji konsültasyonuna yönlendirilen hastanın ekokardiyografisinde ejeksiyon fraksiyonunun (kalp kasının pompalama gücünün ölçütü) %40 olarak belirlendiği, ancak dahiliye uzmanının bu sonucu hastaya bildirmediği ve tedavi başlatmadığı görülmüştür; hasta sonunda kalp nakli gerektirecek düzeyde kalp yetmezliğine ilerlemiş ve dava tazminatla sonuçlanmıştır. Benzer bir davada ise ekokardiyografide kardiomiyopati bulgusu saptanmasına rağmen sorumlu kardiyolog hastayı hiçbir zaman bilgilendirmemiş; hasta 2018'de tedavisiz kardiomiyopati nedeniyle beklenmedik biçimde hayatını kaybetmiş ve dava yine tazminatla kapanmıştır.

Bu iki dava, idiyopatik kardiomiyopati malpraktis yargılamasında "tanı koyma" ile "tanıyı iletme ve tedaviye başlama" yükümlülüklerinin birbirinden bağımsız hukuki sorumluluklar oluşturduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Genç Hastalar, Sporcular ve Ani Kardiyak Ölüm

İdiyopatik kardiomiyopati, genç hastalar ve sporcular açısından kendine özgü bir hukuki risk alanı oluşturmaktadır. Hipertrofik kardiomiyopati (HKM), adölesan ve genç sporcularda ani kardiyak ölümün en sık nedeni olarak bilinmekte; bu olgularda "idiyopatik" tanısı, yeterince araştırılmamış ya da genetik temeli gözden kaçırılmış bir HKM olgusunu gizleyebilmektedir. Ülkemizde  vakalarda EKG'nin "sol ventrikül hipertrofisi" olarak yorumlanıp hastanın taburcu edildiği, ardından fiziksel efor sırasında ventriküler fibrilasyonla ani ölüm geliştiği görülmektedir.

H&A hukuk bürosu olarak deneyimlerimize göre genç hastalarda nonspesifik EKG bulgularının kardiyoloji konsültasyonu yapılmaksızın "hipertrofi" şeklinde değerlendirilip geçiştirilmesi ve spor aktivitesinin kısıtlanmaması, savunma pozisyonunu en ağır biçimde zayıflatan senaryo olarak öne çıkmaktadır.

Aile Taraması Yükümlülüğü

İdiyopatik kardiomiyopatinin hukuki açıdan karmaşıklaştıran bir boyutu, hastalığın ailesel geçiş potansiyelidir. İdiyopatik dilate kardiomiyopati olgularının önemli bir bölümünde genetik mutasyon saptanmakta; bu durum birinci derece akrabaların kardiyolojik tarama programına alınmasını zorunlu kılmaktadır. Hasta veya ailesinin ailesel geçiş riski ve tarama gerekliliği konusunda bilgilendirilmemesi, hem ihmal hem de eksik aydınlatılmış onam başlığı altında hukuki değerlendirme kapsamına girebilmektedir.

Türk Hukukunda Değerlendirme Çerçevesi

Yargıtay, idiyopatik kardiomiyopati davalarında bilirkişi değerlendirmesinden birkaç kritik soruya yanıt beklenmektedir: ikincil nedenlerin dışlanması için gerekli araştırmanın eksiksiz yapılıp yapılmadığı, ekokardiyografi ve diğer görüntüleme bulgularının zamanında ve doğru biçimde hastaya iletilip iletilmediği, ejeksiyon fraksiyonu düşüklüğü saptandığında kanıta dayalı tedavinin gecikmeksizin başlatılıp başlatılmadığı ve IKD endikasyonu değerlendirmesinin kayıt altına alınıp alınmadığı.

Aydınlatılmış onam sürecinde hastalığın ilerleyici doğası, ani kardiyak ölüm riski, IKD implantasyonu ve fiziksel aktivite kısıtlamalarının gerekliliği, tedavisiz kalmanın olası sonuçları ve aile bireylerinin taranması önerisinin tüm bu boyutlarıyla belgelenmesi beklenmektedir.

Sonuç

Ne "idiyopatik" etiketinin tek başına yeterli bir klinik araştırmayı kanıtladığı ileri sürülebilir ne de ilerleyici bir seyir izleyen her kardiomiyopati olgusunun sonuçta dava konusu olacağı öngörülebilir. Hukuki değerlendirme; ikincil nedenlerin sistematik biçimde araştırılıp araştırılmadığına, ekokardiyografi bulgularının hastaya iletilip iletilmediğine, ejeksiyon fraksiyonu düşüklüğünde tedavinin zamanında başlatılıp başlatılmadığına ve ailesel geçiş riski konusunda bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğine dayanmaktadır.

Hanyaloğlu Acar Hukuk Bürosu, idiyopatik kardiomiyopati tanı ve tedavi gecikmesi davalarında avukatlık ve hukuki danışmanlık sunmakta; adli tıp bilirkişiliği, tıbbi belge analizi ve yargısal süreç yönetimi alanlarında destek sağlamaktadır.

İLGİLİ MAKALELER

H&A

Çekince

Bu makale genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Bireysel durumunuza ilişkin değerlendirme için Hanyaloğlu-Acar Hukuk büromuzla iletişime geçiniz.

bottom of page