top of page

Abdominal Kompartman Sendromu Tanı İhmali: Görülemeyen Baskı, Görülebilir Hasar

Gemini_Generated_Image_jzrwjwjzrwjwjzrw (1).png

Abdominal kompartman sendromu (AKS), batın içi basıncın (KİB) sürekli olarak 20 mmHg'nın üzerinde seyretmesi ve buna eşlik eden yeni organ işlev bozukluğuyla tanımlanan, yoğun bakım pratiğinin en yüksek mortaliteli ancak en sık göz ardı edilen tablolarından biridir. Tedavi edilmediğinde mortalite %75-90'a ulaşmaktadır; erken tanı ve basınç izleme protokolleriyle bu oran %4-37'ye kadar düşürülebilmektedir. Tablonun hukuki açıdan kritik özelliği şudur: KİB ölçümü, yoğun bakımdaki hastaların büyük çoğunluğunda zaten mevcut olan Foley kateteri aracılığıyla kolaylıkla gerçekleştirilebilir — ölçümün yapılmaması ekipman eksikliğinin değil, klinik farkındalık ve protokol boşluğunun ürünüdür. Hanyaloğlu-Acar Hukuk Bürosu olarak sağlık hukuku deneyimimizle; ülkemizde AKS tanı ihmali olgularının büyük çoğunluğunun, risk faktörü taşıyan hastalarda KİB izleminin hiç başlatılmadığı ya da kritik ölçüm değerlerinin klinisyene iletildiği halde müdahaleye yansımadığı durumlarda ortaya çıktığını gözlemlemekteyiz.

Klinik Tablonun Hukuki Haritası

AKS gelişimi için tanımlanmış başlıca risk faktörleri şöyledir: majör abdominal veya pelvik cerrahi, geniş hacimli sıvı resüsitasyonu, travma, sepsis ve bağırsak ileus (bağırsak hareketlerinin durması) tablosu. Dünya Abdominal Kompartman Sendromu Derneği (WSACS) kılavuzları, bu risk faktörlerini taşıyan tüm yoğun bakım hastalarında KİB izleminin başlatılmasını önermektedir. Ne var ki klinik pratikte izlem protokolünün uygulanmaması ya da başlatılan ölçümlerin yeterince değerlendirilmemesi; sürekli artan karın içi basıncının böbrek yetmezliği, solunum yetmezliği ve kardiyovasküler baskı olarak kendini gösterdiği noktaya kadar fark edilmemesiyle sonuçlanabilmektedir.

Bu davalarda hukuki açıdan belirleyici soru şudur: hastanın, AKS gelişimi için tanımlanmış risk faktörlerine sahip olup olmadığı ve bu olguda KİB izlemesinin standart bakım gereği başlatılmasının gerekip gerekmediği. Bu soruya "evet" yanıtı verildiğinde, izlemin hiç başlatılmamış ya da ölçüm değerlerinin görmezden gelinmiş olması, ihmal iddiasının temelini doğrudan oluşturmaktadır.

Fizik Muayenenin Tuzağı

AKS tanı ihmali davalarının hukuki değerlendirmesinde öne çıkan kritik bir nokta, klinisyenlerin fizik muayene bulgularına — ya da bulgu yokluğuna — aşırı güvenme eğilimidir. Literatür, fizik muayenenin artmış karın içi basıncını saptamada duyarlılığının ve pozitif kestirim değerinin yalnızca %40-60 düzeyinde kaldığını ortaya koymaktadır. Başka bir deyişle, her iki olgudan birinde karın muayenesi normal ya da hafif anormal görünebilmekte; bu durum tablonun klinisyen tarafından atlanmasına zemin hazırlamaktadır.

Altın standart tanı yöntemi intravesikal (mesane içi) basınç ölçümüdür; Foley kateteri aracılığıyla gerçekleştirilen bu ölçüm, basit ve güvenilir bir yöntem olarak kılavuzlarda yer almaktadır. Yoğun bakım hastalarının çoğunda Foley kateteri zaten yerleştirilmiş durumdadır. Bu bağlamda KİB ölçümünün hiç yapılmaması, teknik bir imkânsızlık değil; klinik karar sürecindeki bir boşluktur.

H&A hukuk bürosu olarak deneyimlerimize göre savunma tarafının en sık başvurduğu argüman "karın muayenesinde belirgin bulgu yoktu" şeklindedir. Ancak bilirkişi sürecinde fizik muayenenin yetersiz tanısal güvenilirliği ortaya konduğunda bu argüman zayıflamakta; ölçüm yapılmamış olması ise savunma açısından açıklanması güç bir boşluk haline gelmektedir.

Hekim Savunmasında Öne Çıkan Argümanlar

AKS tanı ihmali davalarında savunma genellikle şu noktalara dayanmaktadır: klinik tablonun ağırlıklı olarak altta yatan primer patolojiyle (sepsis, travma, cerrahi komplikasyon) açıklanabileceği; abdominal basınç izleminin rutin protokol kapsamında değerlendirilmediği; AKS'nin görece nadir bir tablo olduğu ve bu nedenle fark edilmesinin güç olabileceği.

Bununla birlikte, WSACS kılavuzlarında tanımlanmış risk faktörü taşıyan hastada KİB ölçümünün hiç başlatılmamış olması; mevcut ölçüm değerlerinin kritik eşiği aştığı halde klinik müdahaleye yansımaması; yoğun bakım izlem kayıtlarında KİB parametresinin yer almaması — savunma zeminini temelinden sarsmaktadır. Bu tablo, bir Doktor olarak karşılaşabileceğiniz en hassas belgelem yükümlülüklerinden birini içermektedir; zira kaydı olmayan kararın, alınmamış karar gibi değerlendirileceği bilirkişi süreçleri esnasında sıklıkla karşılaşılmaktadır.

Türk Hukukunda Değerlendirme Çerçevesi

Yargıtay, yoğun bakım kaynaklı komplikasyon davalarında standart bakım yükümlülüğünün karşılanıp karşılanmadığının değerlendirilmesini merkeze almaktadır. AKS davalarında bilirkişiden beklenen temel değerlendirme eksenleri şöyledir: hastanın AKS için tanımlı risk faktörü taşıyıp taşımadığı ve bu ışıkta KİB izleminin başlatılmasının standart bakım kapsamında zorunlu olup olmadığı; yapılmış ölçümler varsa değerlerin klinisyene zamanında ve eksiksiz iletilip iletilmediği; 20 mmHg eşiğinin aşıldığı dönemde müdahale gecikmesinin ya da müdahale yapılmamasının sonuçla nedensellik bağı taşıyıp taşımadığı.

Yüksek yargıda organ yetmezliğinin AKS ile nedensel ilişkisinin kurulması, komplikasyon-ihmal ayrımını belirleyen bilirkişi analizinin kritik ekseni haline gelmektedir. Aydınlatılmış onam açısından ise majör abdominal cerrahi planlanan hastanın, AKS riskine ve postoperatif basınç izlemi gerekliliklerine ilişkin bilgilendirilmesi ile bu bilgilendirmenin kayıt altına alınması beklenmektedir.

Sonuç

Bu tabloda hekimin en güçlü savunması, kararlarını destekleyen belgelemenin bütünlüğüdür; tanıyı değil, süreci kayıt altına almak belirleyicidir. KİB ölçümünün neden başlatılmadığı veya neden sonlandırıldığı, eşik değerlerin aşıldığı anda hangi müdahalelerin ne zaman kararlaştırıldığı, hasta veya yakınlarının nasıl bilgilendirildiği — bu kayıtların eksiksizliği hem komplikasyon-ihmal ayrımını hem de sorumluluk zincirini doğrudan belirlemektedir.

Hanyaloğlu Acar Hukuk Bürosu, abdominal kompartman sendromu tanı ihmali davalarında avukatlık ve hukuki danışmanlık sunmakta; adli tıp bilirkişiliği, tıbbi belge analizi ve yargısal süreç yönetimi alanlarında destek sağlamaktadır. Durumunuza ilişkin ön değerlendirme için bizi arayabilirsiniz: (0212) 278 25 51

İLGİLİ MAKALELER

Peritonit Tani Gecikmesi
Sepsis Tani ve Tedavi Gecikmesi
Iskemik Bagirsak Tani Gecikmesi

H&A

Çekince

Bu makale genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Bireysel durumunuza ilişkin değerlendirme için Hanyaloğlu-Acar Hukuk büromuzla iletişime geçiniz.

bottom of page