top of page

Karotid Arter Hastalığı Tanı Gecikmesi ve İnme: Tıbbi Uygulama Hatası mı, Klinik Belirsizlik mi?

karotid arter malpraktis ihmal.png

Karotid arter (şah damarı) darlığı, iskemik inmelerin en önemli önlenebilir nedenlerinden biridir. Geçici iskemik atak (TIA) veya küçük inme geçiren hastalarda ciddi karotid stenozu saptandığında, zamanında müdahale edilmezse 90 gün içinde tekrarlayan inme riski %10-20'ye ulaşmaktadır. Malpraktis davalarının incelenmesinde, karotid arter hastalığının zamanında tedavi edilmemesi iddiasını içeren davaların %60'ının tazminatla sonuçlandığı ve ortalama uzlaşma tutarının yüksek olduğu görülmektedir. Hanyaloğlu-Acar Hukuk Bürosu olarak sağlık hukuku deneyimimizle; ülkemizde karotid arter hastalığı ve inme davalarının, özellikle TIA'nın yeterince değerlendirilmemesi bağlamında giderek daha fazla karşılaşılan bir malpraktis alanı olduğunu gözlemlemekteyiz.

Bu davaların hukuki açıdan en kritik özelliği, karotid arter hastalığının genellikle inme gerçekleşmeden önce tespit edilebilir ve tedavi edilebilir bir durum olmasıdır. Unutulmamalı ki önlenebilir bir inme, hukuki değerlendirmede komplikasyondan ziyade ihmal olarak nitelendirilmeye çok daha yakındır.


TIA: Gözden Kaçırılmaması Gereken Uyarı Penceresi

Karotid arter hastalığı kaynaklı inme davalarının büyük bölümünün merkezinde, TIA'nın yeterince değerlendirilmemesi yer almaktadır. TIA, semptomları dakikalar veya saatler içinde tamamen düzelen geçici nörolojik defisittir. Ancak TIA, inmenin habercisidir; TIA sonrası ilk 48 saat ve 90 günlük dönem, tekrarlayan serebrovasküler olay açısından en yüksek riskli zaman dilimidir.

Malpraktis davalarında en sık karşılaşılan senaryo, hastanın TIA semptomlarıyla:

  • Geçici tek taraflı güçsüzlük,

  • Konuşma bozukluğu,

  • Geçici görme kaybı,   

ile acil servise başvurması, semptomların başvuru anında düzelmiş olması nedeniyle ileri tetkik yapılmadan taburcu edilmesi ve ardından günler veya haftalar içinde kalıcı iskemik inme gelişmesidir.

Acil serviste TIA değerlendirmesinin malpraktis açısından kritik unsurları şunlardır:

  • nörolojik muayenenin yapılması ve belgelenmesi,

  • karotid arter görüntülemesinin (Doppler ultrasonografi, BT veya MR anjiyografi) zamanında istenmesi,

  • ABCD2 skoru veya benzeri risk sınıflandırma araçlarıyla tekrarlayan inme riskinin değerlendirilmesi

  • yüksek riskli hastalarda yatırılarak ileri değerlendirme yapılması,

Bu adımların atlanması, acil servis kaynaklı malpraktis davalarının temelini oluşturmaktadır.


Asemptomatik Karotid Stenoz: Tarama ve Sevk Sorumluluğu

Karotid arter hastalığı yıllarca sessiz seyredebilmekte ve ilk klinik bulgu doğrudan inme olabilmektedir. Asemptomatik hastalarda karotid stenozun tespiti genellikle boyun bölgesindeki üfürümün oskültasyonla saptanması, başka nedenlerle yapılan görüntülemede rastlantısal bulgu olarak tespit edilmesi veya kardiyovasküler risk faktörleri nedeniyle yapılan taramada ortaya çıkması ile mümkün olmaktadır.

Hukuki değerlendirmede, boyun üfürümü saptanan ancak karotid görüntülemeye yönlendirilmeyen hastada inme gelişmesi, malpraktis iddiasına güçlü bir dayanak noktası oluşturmaktadır. Benzer şekilde, ciddi kardiyovasküler risk profili (hipertansiyon, diyabet, hiperlipidemi, sigara, periferik arter hastalığı) bulunan hastalarda karotid taramanın değerlendirilmemesi de hukuki sorumluluk alanı içinde ele alınabilmektedir.


Zamanlama: İnme Önlemede Kritik Pencere

Karotid arter hastalığı davalarında zamanlamanın hukuki önemi büyüktür. Randomize kontrollü çalışmaların havuzlanmış analizi, semptomatik ciddi karotid stenozda (%70-99) endarterektominin inme riskini anlamlı biçimde azalttığını ve bu faydanın TIA veya küçük inmeden sonraki ilk iki hafta içinde yapılan müdahalede en belirgin olduğunu ortaya koymuştur.

Bu iki haftalık pencere, hukuki değerlendirmede kritik bir referans noktası oluşturmaktadır. TIA tanısı konmasına rağmen karotid değerlendirmesinin gecikmesi, nöroloji veya damar cerrahisi konsültasyonunun ertelenmesi veya cerrahi/girişimsel müdahale kararının zamanında alınmaması; bu pencere kavramı çerçevesinde standart bakımdan sapma olarak değerlendirilebilmektedir.


Hekim Savunmasında Öne Çıkan Argümanlar

Karotid arter hastalığı ve inme davalarında hekim savunmasının temel dayanakları şöyle özetlenebilir: hastanın başvuru anında nörolojik defisitinin tamamen düzelmiş olduğu ve TIA tanısının retrospektif olarak konulduğu, asemptomatik karotid stenozda cerrahi müdahale endikasyonunun tartışmalı olduğu, inmenin karotid stenozdaki plak rüptürüne mi yoksa kardiyoembolik veya laküner bir nedene mi bağlı olduğunun belirsiz olduğu ve endarterektominin kendisinin %7 perioperatif inme ve ölüm riski taşıdığı.

Ancak TIA semptomları belgelenmiş bir hastada karotid görüntüleme yapılmaması, ciddi stenoz saptanmasına rağmen cerrahi konsültasyonun gecikmesi veya hastanın iki haftalık kritik pencere içinde değerlendirilmemesi; savunma pozisyonunu önemli ölçüde zayıflatmaktadır. H&A hukuk bürosu olarak deneyimlerimize göre özellikle acil servisten TIA tanısıyla taburcu edilen ve birkaç gün içinde inme geçiren olgular, en yüksek tazminat kalemleri arasında yer almaktadır.


Türk Hukukunda Değerlendirme Çerçevesi

Yargıtay, karotid arter hastalığı ve inme davalarında bilirkişi raporlarından tıbbi standarda uygunluğun, somut kusur tespitinin, komplikasyon-ihmal ayrımının bilimsel gerekçelendirmesinin ve nedensellik bağının açıkça ortaya konulmasını aramaktadır. Tecrübeli bir uzman hekim standardı ölçüt alınmakta; Doktor, hastanın semptomlarını ve risk faktörlerini değerlendirerek zamanında gerekli tetkikleri istemişse ve uygun sevk/tedavi protokolünü uygulamışsa, buna rağmen gelişen olumsuz sonuçlardan hukuken sorumlu tutulamaz.

Karotid arter davalarında sorumluluk zinciri genellikle birden fazla sağlık profesyonelini kapsamaktadır: acil servis Doktoru, nöroloji uzmanı, radyoloji uzmanı ve kalp damar cerrahı. Yüksek yargıda: her bir hekimin kendi sorumluluk alanı içinde standart bakım ölçütlerine uyup uymadığı ayrı ayrı değerlendirilmektedir.

Aydınlatılmış onam yükümlülüğü, tedavi kararlarında kritik önem taşımaktadır. Endarterektomi veya stentleme gibi girişimsel tedavilerin riskleri ve yararları, tedavi edilmemenin olası sonuçları ve alternatif tedavi seçenekleri hakkında hastanın kapsamlı biçimde bilgilendirilmesi ve bu bilgilendirmenin belgelenmesi beklenmektedir.


Sonuç

Karotid arter hastalığı tanı gecikmesi ve buna bağlı inme, önlenebilir niteliği nedeniyle hukuki açıdan güçlü malpraktis iddialarına zemin hazırlayan bir alandır.

Hukuki değerlendirme; TIA semptomlarının uygun biçimde değerlendirilip belgelenip belgelenmediğine, karotid görüntülemenin zamanında yapılıp yapılmadığına, iki haftalık kritik pencere içinde cerrahi konsültasyonun sağlanıp sağlanmadığına ve hasta bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğine dayanmaktadır.

Hanyaloğlu Acar Hukuk Bürosu, karotid arter hastalığı ve inme davalarında avukatlık ve hukuki danışmanlık sunmakta; adli tıp bilirkişiliği, tıbbi belge analizi ve yargısal süreç yönetimi alanlarında destek sağlamaktadır.

İLGİLİ MAKALELER

Serebral Anevrizma Tanısında ihmal
Derin Ven Trombozu Profilaksi İhmali
Akciğer Embolisi Tanı/Tedavi Gecikmesi

H&A

Bu makale genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Bireysel durumunuza ilişkin değerlendirme için Hanyaloğlu-Acar Hukuk büromuzla iletişime geçiniz.

Çekince

bottom of page