Malpraktis Ceza Davalarında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), ceza davasında mahkemenin bir mahkûmiyet hükmü kurmasına rağmen, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesindeki koşullarla bu hükmün açıklanmasını geri bırakmasıdır. HAGB kararı verilen kişi beraat etmiş olmaz; ancak belirlenen hapis veya adli para cezası bu aşamada infaz edilmez. Beş yıllık denetim süresinde kasten yeni bir suç işlenmemesi ve varsa mahkemenin belirlediği yükümlülüklere uyulması hâlinde, hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir.
HAGB’ye ilişkin hükümler, son yıllarda Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının ardından iki kez yeniden düzenlendi. Mahkemenin 1 Haziran 2023 tarihli ilk iptal kararı sonrasında, 2024 yılında kanun değişikliği yapıldı. Ancak Anayasa Mahkemesi, 10 Temmuz 2025 tarihli kararıyla HAGB’ye ilişkin yeni hükümler hakkında da iptal kararı verdi. İptal hükümlerinin, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildi.
Bu süre dolmadan, 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle HAGB hükümleri yeniden düzenlendi. Böylece HAGB uygulaması sona ermedi; kurum, yeni kanuni düzenlemeyle korundu.
2026 değişikliğinin temel yeniliği, işkence ve eziyet suçları yanında kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle işledikleri, Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele niteliğindeki suçların HAGB dışında bırakılmasıdır. Cezanın türü ve miktarı, zararın giderilmesi ve denetim süresi bakımından önceki temel koşullar korunmuştur.
Tıbbi uygulama hatası iddiasıyla taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçundan yargılanan hekimler bakımından da HAGB önemini koruyor. 2026 düzenlemesi, bu davalarda HAGB uygulanmasını engelleyen genel bir yasak getirmemiştir. Mahkemenin belirlediği cezanın türü ve miktarı ile diğer kanuni koşulların uygun olması hâlinde, hekim hakkında HAGB kararı verilmesi mümkün.
Hekimler açısından HAGB’yi yalnızca cezanın infaz edilmemesi yönüyle değerlendirmemek gerekir. Hastanın zararının giderilmesi koşulu, sigorta kapsamında yapılan ödemeler, karara karşı başvuru yolları ve denetim süresinde dikkat edilmesi gereken hususlar da önem taşır. Kararın hekimin mesleki durumuna ve tazminat davalarına etkisi ise ayrıca ele alınmalıdır.
Malpraktis Ceza Davalarında HAGB İçin Aranan Koşullar
HAGB uygulanabilmesi için hekim hakkında belirlenen hapis cezasının iki yıl veya daha az olması gerekir. Burada esas alınan, suçun kanundaki ceza aralığı değil, mahkemenin artırımları ve indirimleri uyguladıktan sonra belirlediği cezadır. Adli para cezasına hükmedilen durumlarda da kanuni koşullar çerçevesinde HAGB kararı verilebilir.
Bu ayrım, özellikle hastanın hayatını kaybettiği olaylarda önem taşır. Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesinin birinci fıkrasında, bir kişinin ölümüne taksirle neden olma suçu için iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Ancak kanundaki üst sınırın altı yıl olması, bu davalarda HAGB uygulanamayacağı anlamına gelmez. Örneğin mahkemenin hekim hakkında belirlediği sonuç ceza iki yıl hapis ise, diğer koşulların da bulunması hâlinde HAGB mümkündür. Hastanın ölümü, tek başına HAGB’ye engel değildir.
Cezanın miktarı ise tek başına yeterli olmaz. Hekimin geçmişinde kasıtlı bir suçtan mahkûmiyet bulunmaması ve mahkemenin, kişiliğini ve yargılama sürecindeki davranışlarını değerlendirerek yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması gerekir. Önceden taksirli bir suçtan mahkûm edilmiş olmak, kasıtlı suçtan mahkûmiyetle aynı engeli oluşturmaz; ancak kişinin geçmişi, mahkemenin değerlendirmesinde dikkate alınabilir. Bu nedenle yalnızca sabıka kaydının bulunmamasından hareketle HAGB kararı verileceği sonucu çıkarılamaz.
Bir diğer koşul, suç nedeniyle ortaya çıkan zararın giderilmesidir. Zararın hemen karşılanamaması, HAGB uygulanmasını tek başına engellemez. CMK m. 231/9 uyarınca mahkeme, diğer koşullar da varsa, zararın denetim süresi içinde aylık taksitlerle tamamen giderilmesi şartıyla HAGB kararı verebilir. Bu imkân, hekimin kendiliğinden yararlanabileceği bir ödeme ertelemesi değildir; mahkemenin bu yönde karar vermesi gerekir.
Malpraktis davalarında ödeme biçimi kadar, karşılanması gereken zararın kapsamı da önemlidir. Hastanın veya yakınlarının talep ettiği tazminatın tamamının ödenmesi, HAGB için her durumda zorunlu değildir. Ceza mahkemesi, HAGB koşulları bakımından hangi maddi zararların giderilmesi gerektiğini ayrıca değerlendirir.
Hekimin HAGB kararını kabul etmesi ise güncel düzenlemede aranan bir koşul değildir. Sanığın kabulüne ilişkin şart, 2026’da değil, 7499 sayılı Kanun’la 2024’te kaldırılmıştır. Bununla birlikte, 1 Haziran 2024’ten önce verilmiş HAGB kararları için kabul koşulunu koruyan özel geçiş hükmü bulunmaktadır. Dolayısıyla eski bir dosyada daha önce verilmiş HAGB kararı değerlendirilirken, bugünkü kuralların tamamının o karara da uygulanacağı varsayılmamalıdır.
HAGB Kararına Karşı Başvuru Yolları
HAGB kararı verilmesi, hekimin beraat talebinden vazgeçmesini gerektirmez. CMK m. 231/12, kanunun kesin saydığı kararlar dışında, HAGB kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulmasına imkân tanır. Bölge Adliye Mahkemesinin yapacağı inceleme, yalnızca HAGB koşullarının bulunup bulunmadığıyla sınırlı değildir; mahkûmiyetin dayandığı deliller ve hukuki değerlendirme de incelenir. Malpraktis davalarında bunun anlamı, hekimin kusurlu bulunduğu bilirkişi raporundaki eksikliklerin, değerlendirilmemiş tıbbi kayıtların veya müdahaleyle zarar arasındaki nedensellik bağına ilişkin itirazların da istinaf başvurusunda ileri sürülebilmesidir.
İstinaf yolu açık olan kararlarda başvuru süresi, CMK m. 273/1 uyarınca, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Başvuru, kararı veren mahkemeye yapılır. HAGB nedeniyle cezanın o aşamada infaz edilmeyecek olması, beraat talebiyle başvurmak isteyen hekimin bu süreyi takip etme gereğini ortadan kaldırmaz.
İstinaf incelemesinden sonra ise her kararın Yargıtayda yeniden incelenmesi mümkün değildir. Temyiz yolunun açık olup olmadığı, CMK m. 286’daki koşullara göre belirlenir. Dolayısıyla HAGB kararları için istinaf yolunun bulunması, her dosyada ayrıca temyiz hakkı olduğu anlamına gelmez.
Kanun yolu bakımından HAGB kararının verildiği tarih de önemlidir. 7499 sayılı Kanun’la getirilen geçiş hükmüne göre, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen HAGB kararlarında yeni kanun yolu düzenlemesi uygulanır. Bu tarihten önce verilmiş HAGB kararları ise önceki itiraz sistemine tabidir. Burada esas alınan, tıbbi müdahalenin veya davanın açıldığı tarih değil, HAGB kararının tarihidir. İstinaf yolunun açılması da 2026 düzenlemesinin değil, 2024 değişikliğinin sonucudur.
Basit yargılama usulüyle, duruşma yapılmadan verilen kararlar ayrıca değerlendirilmelidir. Bu kararlarda CMK m. 252’de düzenlenen özel itiraz yolu bulunduğundan, her HAGB kararı için doğrudan istinaf başvurusu yapılacağı varsayılmamalıdır. Başvurulacak yol belirlenirken kararın tarihiyle birlikte, yargılamanın hangi usulle yürütüldüğü de kontrol edilmelidir.
HAGB Kararının Hekimin Mesleki Durumuna ve Tazminat Davalarına Etkisi
Hekim hakkında HAGB kararı verilmesi, aynı olay nedeniyle disiplin soruşturması yürütülmesini engellemez. Ancak bu karar, kesinleşmiş bir mahkûmiyet gibi değerlendirilerek hekimin suçluluğunun kanıtı sayılamaz. Disiplin yönünden, hekime isnat edilen davranışın meslek ve görev kurallarını ihlal edip etmediği ayrıca incelenmelidir. Hekimin çalıştığı kurum, görev statüsü ve tabi olduğu mevzuat da bu değerlendirmede önem taşır. Anayasa Mahkemesinin HAGB ve masumiyet karinesine ilişkin değerlendirmeleri, ceza yargılaması ile idari süreçler arasındaki bu ayrımı ortaya koymaktadır.
HAGB kararı, hastanın veya yakınlarının tazminat talebini de kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde, tek başına hekimin tazminat ödemesine karar verilmesini gerektirmez. Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kusur ve zarar konusundaki değerlendirmesiyle bağlı değildir. Tazminat sorumluluğu, ilgili davada tıbbi kayıtlar, bilirkişi incelemesi ve diğer deliller üzerinden ayrıca değerlendirilir.
Bu nedenle malpraktis ceza davasında HAGB değerlendirilirken yalnızca cezanın infaz edilmemesi üzerinde durulmamalıdır. Hekimin kusuruna ilişkin itirazlar, zararın karşılanmasına yönelik ödemeler ve aynı olaydan kaynaklanan diğer hukuki süreçler birlikte ele alınmalıdır. HAGB’nin hekim açısından sonuçları, ancak dosyanın bütünü değerlendirilerek anlaşılabilir.
Arb.Av Ayşe Gül HANYALOĞLU



