Hekim Sorumluluğu Açısından Komplikasyon mu, Organizasyon Kusuru mu? Yargıtay'dan Sterilizasyon Süreçlerine İlişkin Önemli Karar
- 1 gün önce
- 4 dakikada okunur

Bu karar, hekim sorumluluğunun yalnızca ameliyat tekniği ile sınırlı değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorusuna önemli yanıtlar vermektedir.
Bu yazıda; katarakt ameliyatı sonrasında gelişen göz içi enfeksiyonu (endoftalmi) ve buna bağlı görme kaybı nedeniyle açılan tazminat davasında, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi tarafından verilen karar incelenmektedir.
Somut olayda, katarakt ameliyatı sonrasında hastada, ağrı, bulanık görme ve görme kaybı şikâyetleri ortaya çıkmış; takip eden süreçte göz içi enfeksiyonu tanısı konulmuştur. Uygulanan tedavilere rağmen ilgili gözde kalıcı görme kaybı meydana gelmiştir.
Uyuşmazlık; bu tablonun katarakt cerrahisi sonrasında her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilen bir komplikasyon olarak mı, yoksa ameliyathane sterilizasyonu ve enfeksiyon kontrol süreçlerindeki eksikliklerle bağlantılı bir tıbbi uygulama hatası olarak mı değerlendirilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Yargılama Aşamasında Yerel Mahkeme Olayı Nasıl Değerlendirildi?
Yargılamanın ilk aşamasında alınan bilirkişi raporlarında, ameliyat sonrasında gelişen göz içi enfeksiyonu (endoftalmi) katarakt cerrahisi sonrasında görülebilecek bir komplikasyon olarak değerlendirilmiştir.
Bu raporlarda; ameliyat kararının tıbben uygun olduğu, cerrahi işlemin tıp kurallarına uygun şekilde gerçekleştirildiği, hastanın ameliyat hakkında bilgilendirildiği ve ameliyat sonrası gelişen enfeksiyon tablosu üzerine ileri tedavi için uygun merkeze yönlendirildiği belirtilmiştir.
Mahkeme de bu değerlendirmeyi esas alarak, hekim ve hastane yönünden özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışın kanıtlanamadığı sonucuna varmıştır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf aşamasında da benzer bir değerlendirme yapılmış; ilk derece mahkemesinin ret kararı hukuka uygun bulunmuştur. Bu aşamada dosya, hekim ve hastane lehine sonuçlanmış görünmektedir. Zira değerlendirme, büyük ölçüde “komplikasyon”, “uygun cerrahi teknik”, “aydınlatılmış onam” ve “zamanında sevk” başlıkları üzerinden yapılmıştır.
Ancak Yargıtay, dosyada, ameliyathane sterilizasyonu ve enfeksiyon kontrol süreçlerine ilişkin kayıtların ayrıca incelenmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
Yargıtay Bozma Kararının Temeli
Dosyanın dönüm noktası, Yargıtay'ın yaptığı inceleme olmuştur.
İlk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, olayı büyük ölçüde katarakt cerrahisi sonrasında gelişebilen bir komplikasyon olarak değerlendirmiştir. Ancak Yargıtay, dosyada yer alan bazı enfeksiyon kontrol kayıtlarının yeterince incelenmediği kanaatine ulaşmıştır.
Dosyada bulunan kayıtlar incelendiğinde; bazı ilaçların farklı hastalarda ortak kullanıldığına, bazı cerrahi ekipmanların ise hastalar arasında yalnızca yıkanarak tekrar kullanıldığına ilişkin tespitlerin yer aldığı görülmektedir. Yargıtay'a göre bu uygulamaların enfeksiyon gelişimiyle bağlantısının bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmadan uyuşmazlığın çözümlenmesi mümkün değildir.
Bu nedenle Yargıtay, göz hastalıkları ve enfeksiyon hastalıkları alanında uzman bilirkişilerden oluşacak yeni bir kurul tarafından inceleme yapılması gerektiğine karar vermiştir.
Kararın dikkat çekici yönü, Yargıtay’ın göz içi enfeksiyonunun katarakt ameliyatlarından sonra görülebilecek bir komplikasyon olduğunu kabul etmekle birlikte, bu tespiti tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmaya yeterli görmemesidir. Yargıtay’a göre, enfeksiyon riskini artırabilecek sterilizasyon ve enfeksiyon kontrol uygulamaları ayrıca araştırılmadan uyuşmazlığın yalnızca “komplikasyon” başlığı altında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bozma Sonrasında Alınan Bilirkişi Raporundaki Tespitler
Bozma sonrasında oluşturulan uzman bilirkişi kurulu, dosyadaki tıbbi süreci ayrıntılı olarak incelemiştir.
Raporda; katarakt tanısının doğru olduğu, ameliyat kararının tıbben yerinde bulunduğu, cerrahi tekniğin güncel tıp kurallarına uygun olduğu ve ameliyat sonrasında gelişen göz içi enfeksiyonunun zamanında fark edilerek hastanın ileri tedavi için uygun merkeze yönlendirildiği belirtilmiştir.
Bu yönüyle bilirkişi kurulu, hekimin tanı, ameliyat ve takip sürecinde tıp kurallarına aykırı bir uygulamasını tespit etmemiştir.
Bununla birlikte raporda, ameliyathanede uygulanan bazı sterilizasyon ve enfeksiyon kontrol yöntemlerinin güncel tıbbi standartlarla uyumlu olmadığı değerlendirilmiştir.
Özellikle;
Her hasta için ayrı kullanılması gereken bazı enjektörlerin ortak kullanımına ilişkin uygulamalar,
Cerrahi aletlerin hastalar arasında yalnızca yıkanarak yeniden kullanılması,
Bazı ameliyat ekipmanlarının yeterli sterilizasyon sağlanmaksızın birden fazla hastada kullanılması, gibi uygulamaların enfeksiyon riskini artırabilecek nitelikte olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan bilirkişi kurulu, dosyada tartışılan tüm uygulamaları kusurlu kabul etmemiştir. İnceleme konusu bazı malzemelerin kullanım şeklinin ise tıbbi standartlara uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu yönüyle rapor, her bir uygulamayı ayrı ayrı inceleyerek hangi işlemlerin tıbbi standartlara uygun, hangilerinin ise uygun olmadığını ortaya koymuştur.
Bozma Sonrasında Mahkeme Kararı
Yargıtay bozma kararı sonrasında alınan yeni bilirkişi raporu, yargılamanın sonucunu değiştirmiştir.
Mahkeme, dosyadaki tıbbi değerlendirmeler doğrultusunda zararın asıl olarak ameliyathanede kullanılan cihaz ve malzemelerin sterilizasyonuna ilişkin süreçlerden kaynaklandığı sonucuna varmıştır. Bu nedenle olay, hastanenin organizasyon sorumluluğu kapsamında değerlendirilmiştir.
Ancak mahkeme, sorumluluğu yalnızca hastane ile sınırlı tutmamıştır. Hekimin de ameliyathanedeki sterilizasyon koşullarını gözetmesi, enfeksiyon riskini artırabilecek uygulamalara karşı gerekli önlemlerin alınmasını sağlaması ve gerektiğinde hastaneyi uyarması gerektiği kabul edilmiştir.
Bu gerekçeyle mahkeme, hem hastane hem de hekim yönünden sorumluluk değerlendirmesi yapmış; maddi ve manevi tazminat taleplerini kısmen kabul etmiştir.
Kararın dikkat çekici yönü, hekimin ameliyat tekniği, tanı ve sevk süreci tıbben uygun bulunmasına rağmen, sterilizasyon ve enfeksiyon kontrol sürecindeki eksiklikler nedeniyle sorumluluk tartışmasının dışında bırakılmamış olmasıdır. Bu yaklaşım, özellikle ameliyathane veya işlem odası kullanan hekimler bakımından önem taşımaktadır.
Yargıtay Onama Kararı
Bozma sonrasında yapılan yargılama sonucunda verilen karar, temyiz incelemesinden de geçerek kesinleşmiştir.
Temyiz aşamasında taraflar farklı gerekçelerle karara itiraz etmiş olsalar da Yargıtay, mahkemenin bozma kararında belirtilen hususları dikkate alarak gerekli incelemeyi yaptığını ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yeterli olduğunu değerlendirmiştir.
Böylece ameliyathane sterilizasyonu ve enfeksiyon kontrol süreçlerine ilişkin tespitler esas alınarak verilen sorumluluk kararı Yargıtay tarafından da uygun bulunmuş ve karar onanmıştır.
Kararın Hekimler Açısından Önemi Nedir?
Kararın asıl önemi, hekimin sorumluluğunun yalnızca ameliyat tekniğiyle sınırlı değerlendirilmemiş olmasıdır. Dosyada ameliyat kararının doğru olduğu, cerrahi tekniğin tıp kurallarına uygun bulunduğu, enfeksiyonun zamanında fark edildiği ve hastanın ileri tedavi için gecikmeden yönlendirildiği kabul edilmiştir.
Buna rağmen mahkeme ve Yargıtay, sterilizasyon ve enfeksiyon kontrol süreçlerini ayrıca değerlendirmiştir. Enfeksiyon riskini artırabilecek uygulamalar varsa, olayın yalnızca “komplikasyon” olarak kabul edilmesi yeterli görülmemiştir.
Bu yönüyle karar, komplikasyon savunmasının sınırlarını göstermektedir. Ameliyathane sterilizasyonu, enfeksiyon kontrolü ve hastane organizasyonu tıbbi standartlara uygun değilse, ameliyat tekniğinin doğru olması tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmayabilir.
Bununla birlikte, hekimin bu süreçlerden ne ölçüde sorumlu tutulacağı her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir. Hekimin sterilizasyon sürecine fiilen hâkim olup olmadığı, uygunsuzluğu fark edebilecek durumda bulunup bulunmadığı ve hastane organizasyonu içindeki rolü belirleyici olacaktır.
Bu nedenle karar, yalnızca göz hastalıkları alanında değil; ameliyathane veya girişimsel işlem ortamında çalışan tüm hekimler açısından önem taşımaktadır.
İncelenen Karar: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 18.02.2026 tarihli kararıdır.
Av. Ayşe Gül Hanyaloğlu



