top of page
Ara

Doğumsal Anomali Nedeniyle Açılan Davanın Malpraktis Açısından İncelenmesi


Sağlık verielri ve hasta kaydı arşiv yükümlülüğü hastane ve doktor sorumluluk

Doğumsal anomalinin anne karnında tespit edilememesi nedeniyle doktora karşı açılan bir tazminat davasında verilen kararı inceleyeceğiz. Hasta kayıtlarının malpraktis davasındaki önemi, hastanelerin arşiv yükümlülüğü ve hastane organizasyon sorumluluğunun da ele alındığı önemli bir karardır.


İddia; gebelik takibinin özensiz yapıldığı, bebekteki kol anomalisinin gebelik takibi sırasında teşhis edilmemesinin hatalı tıbbi uygulama hatası olduğu yönündedir. Gebelik takibi sürecinde her anomali tespit edilebilir mi? Anomalinin tespit edilememesi her zaman hekim hatası mıdır? şeklindeki sorular bu tür vakalarda önem arz eden sorulardır.


Her ne kadar konu, sadece kadın doğum hekimlerini ilgilendiriyor gibi görünse de hasta kayıtlarının önemi, kayıtların arşiv yükümlülüğü ve hastane sorumluluğu da ele alındığından, tüm uzmanlık alanlarını ilgilendirmektedir.


Bebeğin gebelikte tespit edilmeyen kol anomalisi ile doğması nedeniyle açılan malpraktis davasında bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Raporda; “tanının çoğunlukla indirekt ultrason bulguları ya da bebeklerin doğum sonrası muayenesi neticesinde konulabildiğini ancak tüm konjenital anomalileri bazı durumlarda tespit etmekte yetersiz kaldığını, gebelik takibi ile uğraşan her hekimin başına gelebilecek tıbbi bir durum olduğu, annenin takiplerinin düzenli olarak yapıldığı, gebelik tarama testlerinin normal sınırlarda olduğu, kısacası gebelik takip sürecinde herhangi bir ihmal olmadığı” yönünde görüş bildirilmiştir. Ayrıca raporda; “takiplerde yapılan ultrasonografi raporlarının hasta dosyasında mevcut olmadığı” da belirtilmiş. Doğumsal bir anomalinin anne karnında tespit edilmesinin her zaman mümkün olamayacağı yönündeki bilirkişi raporu doğrultusunda dava reddedilmiştir.


İstinaf Mahkemesi Kararı:


Yapılan itiraz neticesinde dosya istinaf incelemesine alınmıştır.


Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2020/269 E, 2022/1277 K, 21/06/2022 tarihli kararında; “davanın reddine karar verilmiş ise de, dosya içerisinde ultrasonografi raporları bulunmadan verilen rapor yetersizdir, hüküm kurmaya elverişli değildir. Zira davalı hastanenin dosya içerisindeki cevabi yazısında; rutin gebelik muayenelerinde ultrason görüntüsü arşivlenmesinin yapılmadığı, hastanenin rutin uygulamasının bu şekilde olduğu ve bu durumun tüm Türkiye’de böyle olduğu, bu nedenle davacıya ait görüntü ve rapor kaydının hastanede bulunmadığı bildirilmiştir. Ancak kadın doğum uzmanı olan doktorun, hamileliğin başından itibaren yaptığı işlemlere ilişkin hangi kayıtları tutması, saklaması ve arşivlemesi gerektiği, saklama ve arşivleme süresinin olup olmadığı, var ise süresinin ne kadar olduğu hususlarının açıklığa kavuşturulması için İl Sağlık Müdürlüğünden sorulması ve cevaba göre değerlendirme yapılması” gerektiğini belirterek kararı kaldırılmıştır.


Bu durumda tekrar yargılama yapılacak ve ultrason kayıtları bulunamazsa hastane hakkında tazminat kararı verilebilecektir.


Sonuç olarak;


Doğumsal bir anomalinin anne karnında tespit edilememesi nedeniyle açılan malpraktis davasında alınan bilirkişi raporunda; “ tüm konjenital anomalileri anne karnında tespit edilemeyeceğine” ilişkin bir görüş sunulmuş olsa da istinaf mahkemesi öncelikle hasta kayıtlarının tam olması ve yapılan işlemelerin uygun olduğunun ispat edilmesi gerektiğine işaret etmiştir. Ayrıca bu karar hastanelerin arşiv yükümlülüğü bakımdan önemli bir karardır. Zira hasta kayıtlarını arşiv yükümlülüğü hastanededir, doktorlar hasta kayıtlarını arşivleyemez ancak görev yaptıkları sağlık kurumunun arşiv prosedürüne ve bu konudaki talimatlarına uymak durumundadırlar.


Arb. Av. Ayşe Gül Hanyaloğlu


HANYALOĞUL-ACAR HUKUK BÜROSU


Comments


bottom of page