top of page

Hasta Onamında Elektronik Dönem: SMS Kodu Hekimi Korur mu?

11 dakika önce
9 dakikada okunur
Elektronik hasta onamı yönetmeliği ve SMS doğrulaması – hekimler için hukuki değerlendirme
Elektronik Hasta Onamı

27 Ekim 2026 tarihli ve 33413 sayılı Resmî Gazete'de Bilgilendirilmiş Rızanın Elektronik Ortamda Alınması Hakkında Yönetmelik yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Yeni Yönetmelik ile hastaların tıbbi müdahalelere ilişkin aydınlatılmış rızalarının (onamlarının), belirlenen koşullarda e-Nabız veya sağlık tesislerinin elektronik haberleşme araçları üzerinden SMS doğrulamasıyla alınmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Bu kapsamda kimlik doğrulama, elektronik onam işlemlerinin gerçekleştirilmesi, kayıtların saklanması ve veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler belirlenmiştir.

Düzenleme, hasta onamının alınması ve belgelendirilmesi bakımından yeni bir yöntem getirmekte olup, özellikle malpraktis davalarında aydınlatılmış onamın ispatı yönünden önem taşımaktadır.

Elektronik doğrulama sistemiyle hastanın hangi tıbbi müdahaleye, ne zaman onam verdiğinin kayıt altına alınması mümkün hâle gelmiştir. Ancak elektronik ortamda onam alınması, hekimin hastayı yeterli ve anlaşılır biçimde aydınlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır.

Nitekim malpraktis davalarında yalnızca hastanın müdahaleye rıza gösterip göstermediği değil, bu rızanın yeterli bilgilendirmeye dayanıp dayanmadığı da hukuki değerlendirmenin konusunu oluşturmaktadır.

Bu nedenle yeni Yönetmeliğin getirdiği değişikliklerin, hekimlerin ve sağlık kuruluşlarının yükümlülükleri ile elektronik onam kayıtlarının hukuki geçerliliği ve ispat gücü bakımından birlikte ele alınması gerekmektedir.


Elektronik onamın hukuki dayanağı nedir?

24 Temmuz 2025 tarihli ve 32965 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7557 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle, 1219 sayılı Kanun'un 70. maddesine elektronik ortamda muvafakat alınabilmesine ilişkin hükümler eklenmiştir.

Bu değişiklikle, büyük cerrahi müdahaleler bakımından öngörülen yazılı rıza dâhil olmak üzere, madde kapsamında alınacak muvafakatin elektronik ortamda da alınması mümkün hâle gelmiştir. Yeni Yönetmelik, söz konusu kanuni düzenlemenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemektedir. Bununla birlikte, bütün hasta onamlarının elektronik ortamda alınmasını zorunlu kılan bir hüküm içermemektedir.

2025 yılında yapılan kanun değişikliğine ilişkin ayrıntılı değerlendirmemize Sağlık Alanında Yeni Düzenleme: 24 Temmuz 2025 Yasa Değişikliği Neler Getirdi? başlıklı yazımızdan ulaşılabilir.


Yönetmelik hangi sağlık kuruluşlarını kapsamaktadır?

Yönetmeliğin 2. maddesi uyarınca düzenleme, birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık tesislerini kapsamaktadır.

Sağlık Hizmet Sunucularının Basamaklandırılmasına Dair Yönetmeliğin 5 ve 6. maddeleri uyarınca muayenehaneler, özel poliklinikler, özel ağız ve diş sağlığı kuruluşları ile özel hastaneler de ilgili basamaklar kapsamında yer almaktadır.

Dolayısıyla elektronik onam düzenlemesi yalnızca kamu hastaneleriyle sınırlı olmayıp, özel sağlık kuruluşlarını ve muayenehaneleri de kapsamaktadır. Elektronik yöntemin fiilen kullanılabilmesi için Yönetmelikte öngörülen kimlik doğrulama ve teknik altyapı koşullarının sağlanması gerekmektedir.


Hekimler Elektronik Onam Uygulamasında Nelere Dikkat Etmelidir?

1. Sözlü aydınlatma yükümlülüğü devam etmektedir

Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 18. maddesi uyarınca, hastanın tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından sözlü olarak bilgilendirilmesi esastır. Aynı maddede, belirli koşullarda bilgilendirmenin başka bir yetkin sağlık meslek mensubu tarafından yapılabilmesine de imkân tanınmıştır.

Yeni Yönetmelik, bu yükümlülüğü ortadan kaldırmamaktadır.

Dolayısıyla hastaya elektronik onam formunun gönderilmesi ve SMS doğrulama işleminin tamamlanması, sözlü aydınlatmanın yerine geçmemektedir.

Uygulamada dikkat edilmesi gereken: Hastaya yapılan müdahale açıklamasının, önemli risklerin, alternatif tedavi seçeneklerinin ve hastanın yönelttiği sorulara ilişkin bilgilerin tıbbi kayıtlara geçirilmesi, olası bir uyuşmazlıkta aydınlatmanın ispatı bakımından önem taşımaktadır.

Hekimin aydınlatma yükümlülüğünün hukuki kapsamına ilişkin diğer incelemelerimiz Aydınlatma ve Aydınlatılmış Onam sayfamızda yer almaktadır.

2. Onam formu yapılacak müdahaleye uygun olmalıdır

Elektronik ortamda onam alınması, kullanılan formun içerik bakımından yeterli olduğu anlamına gelmemektedir.

Aydınlatmanın kapsamı; yapılacak müdahalenin niteliği, öngörülebilir önemli riskleri, tedavi alternatifleri ve hastanın kişisel özellikleri dikkate alınarak belirlenmelidir.

Örneğin katarakt ameliyatında enfeksiyon ve görme kaybı, genel cerrahi girişimlerinde ise müdahalenin niteliğine göre kanama, organ yaralanması veya yeniden ameliyat gereksinimi gibi önemli risklerin aydınlatma kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Hastanın mevcut hastalıkları, önceki ameliyatları ve kişisel risk faktörleri de bilgilendirmenin kapsamını etkileyebilmektedir.

Uygulamada dikkat edilmesi gereken: Elektronik onaya sunulan formun ilgili müdahaleye ait olduğu ve hastanın klinik durumuyla bağlantılı önemli riskleri içerdiği kontrol edilmelidir. Genel ifadelerden oluşan standart formlarla yetinilmemelidir.

3. Aydınlatma, hastaya karar verebilmesi için makul süre tanınarak yapılmalıdır

Bilgilendirilmiş Rızanın Elektronik Ortamda Alınması Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinde, hastanın tıbbi müdahaleye ilişkin kararını serbest iradesiyle verebilmesi amacıyla yeterli, anlaşılır ve zamanında bilgilendirilmesi esası benimsenmiştir.

Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 18. maddesinde ise acil durumlar dışında bilgilendirmenin hastaya makul süre tanınarak yapılacağı açıkça düzenlenmiştir.

Bununla birlikte mevzuatta bütün tıbbi müdahaleler için geçerli, saat veya gün olarak belirlenmiş genel bir bekleme süresi bulunmamaktadır. Makul sürenin, müdahalenin niteliği, riskleri, aciliyeti ve hastanın karar verme koşulları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Planlı cerrahi müdahalelerde, aydınlatmanın mümkün olduğunca ameliyat kararının verildiği muayene veya ameliyat öncesi değerlendirme aşamasında yapılması uygun olacaktır. Bu aşamada hastaya müdahalenin niteliği, önemli riskleri ve alternatifleri açıklanarak sorularını yöneltme ve kararını değerlendirme imkânı tanınmalıdır.

Elektronik onam formunun ise sağlık kuruluşunun teknik imkânları elverdiği ölçüde hastanın önceden inceleyebileceği şekilde erişimine sunulması mümkündür. Elektronik onay işlemi, gerekli aydınlatma yapılmış olmak kaydıyla müdahaleden önce tamamlanabilir.

Aydınlatmanın ve elektronik onamın aynı gün gerçekleştirilmesinin, tek başına onamı geçersiz kılmayacağı kanaatindeyiz. Ancak özellikle yüksek riskli veya ertelenebilir cerrahi müdahalelerde, hastaya kararını değerlendirebilmesi için makul süre tanınıp tanınmadığı somut olayın koşullarına göre incelenmelidir.

Uygulamada dikkat edilmesi gereken: Planlı müdahalelerde aydınlatmanın hangi tarihte ve hangi görüşmede yapıldığı, hastaya açıklanan önemli riskler ve sorularına verilen yanıtlar tıbbi kayıtlara geçirilmelidir. Elektronik onam işlemi, müdahaleden ve hastanın karar verme yeteneğini etkileyebilecek sedatif ilaçların uygulanmasından önce tamamlanmalıdır.

4. Elektronik onamın alınması ve telefon numarasının doğrulanması

Yönetmelikte, hastanın cep telefonu numarasının doğrulanması ile belirli bir tıbbi müdahaleye ilişkin elektronik onamının alınması ayrı işlemler olarak düzenlenmiştir. Hastanın doğrulanmış telefon numarasının sistemde bulunması, yapılacak müdahaleye rıza verdiği anlamına gelmemektedir.

Yönetmeliğin 8. maddesi uyarınca elektronik onam, e-Nabız veya sağlık tesisinin elektronik haberleşme aracı üzerinden alınabilmektedir. İlgili sağlık meslek mensubu tarafından elektronik ortamda onaylanarak hastanın erişimine sunulan formun hasta tarafından incelenmesi ve müdahalenin kabul edilmesi hâlinde, doğrulanmış cep telefonu numarasına yalnızca ilgili müdahale için kullanılacak tek kullanımlık SMS şifresi gönderilmektedir.

e-Nabız üzerinden gerçekleştirilen işlemde hasta, kendisine gönderilen SMS şifresini e-Nabız'ın ilgili bölümüne doğrudan kendisi girmektedir. Sağlık tesisinin elektronik haberleşme aracı kullanıldığında ise hasta, SMS şifresini ilgili sağlık meslek mensubuna iletmekte ve doğrulama işlemi kurumsal sistem üzerinden tamamlanmaktadır.

Yönetmeliğin 8/8. maddesi uyarınca hastanın elektronik rızası, söz konusu doğrulama işleminin gerçekleştirilmesiyle alınmış sayılmaktadır. Dolayısıyla onam formunun veya SMS şifresinin hastaya gönderilmiş olması, tek başına elektronik onamın tamamlandığını göstermemektedir.

Ayrıca Yönetmeliğin 8/9. maddesi uyarınca elektronik ortamda alınan onam formu, Bakanlığın merkezi sağlık veri sistemine aktarılmakta ve hastanın e-Nabız üzerinden erişimine sunulmaktadır.

Telefon numarasının doğrulanmasında 12 aylık süre

Yönetmeliğin 7/3-ç maddesine göre, sağlık tesisinin elektronik haberleşme aracı üzerinden doğrulanan cep telefonu numarası, doğrulama tarihinden itibaren 12 ay süreyle ilgili sağlık tesisinin kayıtlarında doğrulanmış numara olarak tutulmaktadır. Bu sürenin sonunda aynı yöntemle elektronik onam alınacaksa telefon numarasının yeniden doğrulanması gerekmektedir.

Önemle belirtmek gerekir ki 12 aylık süre, hastanın verdiği tıbbi onamın geçerlilik süresi değildir. Bu süre yalnızca telefon numarasının doğrulanmasına ilişkindir. Hastanın telefon numarası daha önce doğrulanmış olsa dahi, farklı bir tıbbi müdahale için elektronik onam alınması gerektiğinde o müdahaleye özgü yeniden onam işlemi gerçekleştirilmelidir.

Uygulamada dikkat edilmesi gereken: Tıbbi müdahale öncesinde elektronik onam işleminin tamamlandığı ve kaydın ilgili hastaya ve yapılacak müdahaleye ait olduğu kontrol edilmelidir. Acil müdahalelere ve rızanın aranmadığı istisnai hâllere ilişkin özel hükümler saklıdır.

5. Elektronik onam kayıtlarının korunması ve gerektiğinde ibraz edilmesi

Yönetmeliğin 9. maddesiyle, elektronik ortamda alınan bilgilendirilmiş rızaya ilişkin kayıtların tutulması, saklanması ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik yükümlülükler düzenlenmiştir.

Bu kapsamda hastanın onam verdiği tarih ve saat, SMS şifresinin gönderilmesi ve doğrulanmasına ilişkin bilgiler, işlemi gerçekleştiren sağlık meslek mensubunun kimliği ve elektronik verilerin güvenliğine ilişkin kayıtların tutulması zorunludur.

Elektronik işlemlere ilişkin iz kayıtlarının, elektronik veri bütünlük değeri ve zaman damgası kullanılarak adli ve idari incelemeye elverişli şekilde saklanması öngörülmüştür. İz kayıtları, elektronik ortamda gerçekleştirilen işlemlerin sonradan incelenmesine imkân sağlayan teknik kayıtlardır. Elektronik veri bütünlük değeri ise kaydın sonradan değiştirilip değiştirilmediğinin kontrol edilmesinde kullanılan doğrulama bilgisidir.

Yönetmeliğin 9/4. maddesi uyarınca, sağlık tesisinin elektronik haberleşme aracı üzerinden gerçekleştirilen tüm işlem kayıtlarının ilgili sağlık tesisi tarafından muhafaza edilmesi gerekmektedir.

Elektronik onam kayıtlarının saklama süresi

Yönetmeliğin 9/1. maddesi uyarınca, elektronik ortamda alınan bilgilendirilmiş rızaya ilişkin kayıtlar ile işlem iz kayıtları, fiziki onam belgelerinin tabi olduğu saklama ve imha sürelerine göre muhafaza edilmektedir. Yönetmelikte bütün sağlık kuruluşları için geçerli tek bir saklama süresi belirlenmemiştir.

Sağlık Bakanlığının Eylül 2026 tarihli Saklama Süreli Standart Dosya Planı'nda (kod 401.03), ayaktan hasta onam formları için 10 yıllık saklama süresi öngörülmüş; yatan hasta onam formları ise belirli bir yıl belirtilmeksizin kurumunda saklanacak belgeler arasında sınıflandırılmıştır.

Aynı planın 188 kodlu bölümünde, ağız ve diş sağlığı alanındaki hasta bilgilendirme ve rıza belgeleri için de 10 yıllık saklama süresi öngörülmüştür.

Plana göre saklama süreleri dosyanın kapandığı tarihten itibaren hesaplanmaktadır. Ayaktan hasta onam formları bakımından 10 yıllık sürenin dolması, belgelerin kendiliğinden imha edileceği anlamına gelmemekte; ilgili arşiv kodu uyarınca ayıklama ve imha komisyonunca değerlendirme yapılması gerekmektedir.

Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin 29. maddesinde ise hasta kayıtlarının ilgili mevzuata uygun şekilde muhafaza edilmesi düzenlenmiş, belirli bir saklama süresi öngörülmemiştir.

Bu nedenle elektronik onam kayıtlarının saklama ve imha süreleri, sağlık kuruluşunun tabi olduğu mevzuat ve arşiv düzenlemeleri dikkate alınarak belirlenmelidir. Özellikle devam eden adli veya idari süreçlere ilişkin kayıtların muhafazasında, delillerin korunmasına yönelik yükümlülüklerin de gözetilmesi gerekmektedir.

Uygulamada dikkat edilmesi gereken: Sağlık kuruluşlarının elektronik onam ve işlem kayıtlarını güvenli biçimde saklaması ve gerektiğinde adli veya idari incelemeye sunabilmesi sağlanmalıdır. Hekimler tarafından yapılan sözlü aydınlatmanın önemli noktalarının tıbbi kayıtlara geçirilmesi ise elektronik onam belgelerini tamamlayan ayrı bir delil niteliği taşıyacaktır.


Elektronik Onamda Özel Olarak Değerlendirilmesi Gereken Durumlar

Müdahalenin kapsamının değişmesi

Elektronik ortamda verilen onam, hastanın kabul ettiği tıbbi müdahalenin kapsamıyla sınırlıdır. Ameliyat sırasında önceden planlanmayan farklı bir girişimin gerekli hâle gelmesi durumunda, mevcut onamın bu müdahaleyi kapsayıp kapsamadığı değerlendirilmelidir.

Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 31. maddesinde, müdahalenin genişletilmesinin tıbben zorunlu olduğu hâllere ilişkin istisnalar düzenlenmiştir. Bu nedenle müdahalenin kapsamındaki esaslı değişikliklerde, tıbbi zorunluluk ve ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınarak yeni bir aydınlatma ve onam işleminin gerekip gerekmediği belirlenmelidir.

Çocuklar ve kısıtlı hastalarda kanuni temsilci aracılığıyla onam

Yönetmeliğin 11. maddesinde küçük ve kısıtlı hastalara ilişkin elektronik onam işlemleri ayrıca düzenlenmiştir.

Bu hastalarda gerekli koşulların bulunması hâlinde kanuni temsilci aracılığıyla elektronik onam alınabilmektedir. Ancak kanuni temsilcinin bulunmadığı, hazır olmadığı veya elektronik ortamda doğrulanamadığı durumlarda elektronik yöntemle rıza alınamamaktadır.

Bu nedenle özellikle çocuk hastalarda, onam işlemini gerçekleştiren kişinin kanuni temsil yetkisinin ve elektronik doğrulama koşullarının kontrol edilmesi gerekmektedir. Acil müdahalelere ilişkin özel hükümler saklıdır.

Muayenehane hekimlerinin özel hastanelerde gerçekleştirdiği müdahaleler

Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin 24/6. maddesi uyarınca, muayenehane hekimlerinin sözleşmeli özel hastanelerde tedavi edeceği hastalara ilişkin bilgilendirilmiş rıza formunun hasta veya kanuni temsilcisi, muayenehane hekimi ve özel hastanenin ilgili birim sorumlusu tarafından imzalanması gerekmektedir.

Yeni Yönetmelik kapsamında hastanın rızasının elektronik ortamda alınması mümkün olmakla birlikte, muayenehane hekimi ve hastanenin ilgili birim sorumlusuna ait imzaların elektronik sistemde nasıl tamamlanacağı ayrıca düzenlenmemiştir.

Bu nedenle söz konusu üçlü imza yükümlülüğünün elektronik ortamda nasıl karşılanacağının, Bakanlığın uygulamaya ilişkin belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde açıklığa kavuşturulması gerektiği kanaatindeyiz.


Elektronik Onamın Malpraktis Davalarına Etkisi

Yeni düzenlemenin hekimler bakımından en önemli sonucu, hasta rızasının elektronik kayıtlarla belgelendirilmesine imkân sağlamasıdır.

Bununla birlikte malpraktis davalarında iki ayrı hususun değerlendirilmesi gerekecektir:

  1. Hastanın ilgili tıbbi müdahaleye elektronik ortamda rıza verip vermediği.

  2. Bu rıza alınmadan önce yeterli ve anlaşılır biçimde aydınlatılıp aydınlatılmadığı.

Örneğin, hastanın ameliyat öncesinde elektronik onam formunu onayladığı, SMS doğrulamasının tamamlandığı ve işlem kayıtlarının sistemde bulunduğu bir olayda, onamın alındığına ilişkin elektronik deliller mevcut olacaktır.

Ancak ameliyat sonrasında gelişen bir komplikasyon nedeniyle açılan davada hastanın, kendisine bu riskin açıklanmadığını ileri sürmesi hâlinde, elektronik kayıtların yanı sıra sözlü aydınlatmanın kapsamı ve yeterliliği de incelenecektir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.03.2022 tarihli, 2020/11-592 E., 2022/356 K. sayılı kararında, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin yalnızca yazılı belgelerle değil, hekim tarafından tutulan protokol kayıtları dâhil diğer delillerle de ispatlanabileceği kabul edilmiştir.

Söz konusu karar, elektronik onam sistemine ilişkin olmamakla birlikte, aydınlatmanın ispatı bakımından önemli ilkeler içermektedir.

Elektronik onam kayıtlarının da bu ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekeceği kanaatindeyiz. Elektronik kayıtların, hekimin sözlü aydınlatmasına ilişkin tıbbi kayıtlarla birlikte sunulması, olası uyuşmazlıklarda daha güçlü bir delil bütünlüğü oluşturabilecektir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun anılan kararına ilişkin ayrıntılı incelememize Down Sendromu Davalarında Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Aydınlatma Konusundaki Kararı başlıklı yazımızdan ulaşılabilir.


Elektronik Onam Hakkında Sık Sorulan Sorular

1. Elektronik onam zorunlu mu? Artık ıslak imza alınmayacak mı?

Hayır. Yeni Yönetmelik elektronik ortamda onam alınmasına imkân tanımakta, ancak bütün hasta onamlarının elektronik yöntemle alınmasını zorunlu kılmamaktadır. Elektronik yöntemin kullanılmadığı durumlarda ilgili mevzuat hükümlerine göre fiziki onam alınabilecektir.

2. Hasta SMS şifresini hekime iletebilir mi?

Evet. Yönetmeliğin 8. maddesi uyarınca, sağlık tesisinin elektronik haberleşme aracı kullanıldığında hasta, kendisine gönderilen tek kullanımlık SMS şifresini ilgili sağlık meslek mensubuna iletebilmektedir. Doğrulama işlemi, sağlık tesisinin kurumsal sistemi üzerinden gerçekleştirilmektedir.

3. SMS doğrulaması, güvenli elektronik imza yerine geçer mi?

SMS doğrulaması, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nda tanımlanan güvenli elektronik imza ile aynı yöntem değildir. Ancak 1219 sayılı Kanun'un 70. maddesi ve yeni Yönetmelik kapsamında, belirlenen elektronik doğrulama işleminin tamamlanmasıyla hastanın rızası alınmış sayılmaktadır.

4. Telefon numarasının 12 ay boyunca doğrulanmış kabul edilmesi, hastanın onamının da 12 ay geçerli olduğu anlamına gelir mi?

Hayır. Yönetmelikteki 12 aylık süre, sağlık tesisinin elektronik haberleşme aracı üzerinden gerçekleştirilen telefon numarası doğrulamasına ilişkindir. Hastanın farklı bir tıbbi müdahalesi için gerekli olan elektronik onamın ayrıca alınması gerekmektedir.

5. Elektronik onam, hastanın yeterince aydınlatıldığını ispatlamak için yeterli midir?

Elektronik onam kaydı, hastanın ilgili tıbbi müdahaleye rıza verdiğinin ispatı bakımından önem taşımaktadır. Ancak hastaya müdahalenin risklerinin ve alternatiflerinin yeterli biçimde açıklandığını tek başına kanıtlamamaktadır. Hekimin sözlü aydınlatma yükümlülüğü devam etmektedir.

6. Elektronik onam, malpraktis davalarında hekimin hukuki savunmasını güçlendirir mi?

Usulüne uygun oluşturulan elektronik onam kayıtları, hastanın rıza beyanının ispatı bakımından önemli deliller sağlayabilecektir. Kimlik doğrulama, SMS onayı, zaman damgası ve işlem kayıtları sayesinde onamın hangi müdahaleye ilişkin olduğu ve ne zaman alındığı daha güvenilir biçimde ortaya konulabilecektir. Bu yönüyle elektronik onam sistemi, olası uyuşmazlıklarda hekimin hukuki savunmasını destekleyebilecek niteliktedir.


Sonuç: Elektronik Onamın Hekim Sorumluluğuna Etkisi

27 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik, hasta rızasının elektronik ortamda alınması ve belgelendirilmesi bakımından önemli bir gelişmedir.

Kimlik doğrulama, SMS onayı, zaman damgası ve işlem kayıtları sayesinde hastanın hangi tıbbi müdahaleye, ne zaman rıza verdiğinin güvenilir biçimde kayıt altına alınması mümkün hâle gelmiştir. Bu kayıtlar, özellikle hasta onamının varlığı, tarihi ve kapsamının tartışıldığı malpraktis davalarında hekimlerin hukuki savunmasını güçlendirebilecek niteliktedir.

Kanaatimizce elektronik onam sisteminin hekimler açısından en önemli kazanımı, usulüne uygun alınan hasta rızasının objektif ve denetlenebilir elektronik delillerle ortaya konulabilmesidir. Hekimin sözlü aydınlatmasına ilişkin tıbbi kayıtlarla birlikte değerlendirildiğinde, bu sistemin aydınlatılmış onamın ispatı bakımından daha güçlü bir hukuki güvence sağlayacağı düşüncesindeyiz.

Hanyaloğlu & Acar Hukuk Bürosu

bottom of page