top of page
Ara

Malpraktis Tazminat Davasında Hekim Savunması-Kamuda Çalışan Doktorlar


Kamu ve Üniversite hastanesinde çalışan doktorların malpraktis davasındaki savunması , davaya müdahil olması ve hekim poliçesinin savunmaya dahil edilmesi

Doktorların savunmalarını doğru yönetebilmeleri için malpraktis davasındaki hukuksal süreçler hakkında bilgi sahibi olmalarının önemini vurgulayarak, konuyu özel sağlık kuruluşunda çalışan ve kamuda çalışan hekim savunması olarak iki ana başlıkta incelemeyi tercih ettik.


Zira kamuda çalışan hekimler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olduklarından ve ilgili kanun’un 13.maddesinde yer alan; “Kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar.” hüküm gereği aleyhlerine doğrudan dava açılamaz. Ancak aynı maddenin devamında yer alan “Kurumun sorumlu personele rücu hakkı saklıdır” şeklindeki düzenleme gereği, kamuda çalışan hekimler tazminat kararları neticesinde rücu talepleri ile karşı karşıya kalmaktadır. O nedenle kamu görevlisi olan hekimin malpraktis davasındaki hukuksal konumu ve süreçlerindeki farklılıkların savunmalarında da dikkate alınması gerekir.


Aynı zamanda, kamu hastanelerinde verilen sağlık hizmeti nedeniyle dava açmak isteyen hasta açısından da usul farklılıkları mevcuttur. Kamu hastanesinde gerçekleşen bir tıbbi müdahale nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hastanın tazminat davası açabilmesi için öncelikle ilgili idareye (Sağlık Bakanlığı’na) idari başvuruda bulunması ve tazminat talebini iletmesi gerekir.


Hastanın İdareye Tazminat Başvurusu

İdareye “yazılı başvuru” tazminat davasının ön şartıdır. İdare bu aşamada hastanın tazminat talebini ilgili hekime tebliğ etmelidir. Daha önce konu hakkında başlatılmış olan idari soruşturma ile bu aşamanın aynı olmadığını da belirtmek isteriz. Tazminat talebi idareye iletildiğinde idare, hekimden konu hakkında yazılı beyanını ister.


Hasta tarafı açısından ise bu başvuru ile idare dava açma süreci başlatılmış olur. Talep tarihinden itibaren 30 gün içinde idarenin hastaya yanıt vermemesi veya ödeme yapmaması halinde, hasta sonraki 60 gün içinde dava açma hakkında sahiptir.


Tebliğ Belgesi ve Eklerinin Muhafaza Edilmesi

Kamuda gerçekleşen tıbbi müdahaleler için açılan dava ve hukuksal süreçler oldukça uzun zamana yayılacağı için hekimin kendisine iletilen her belgeyi dosyalaması ve kayıt altına almasını tavsiye ederiz. Zira sonrasında görev yeri değişiklikleri olması halinde aynı belgelere ulaşım çok daha zor olabilecektir. Kayıt altına alınması gereken en önemli belgelerden biri de idari başvurunu iletildiğinin ispatı olan tebliğ-tebellüğ belgesidir. Yani hekime tazminat talebinin ne gün bildirildiğinin tespiti için önemli olan bu belgenin saklanması gerekir. Zira hekimin, sigorta şirketine bildirimde bulunulması halinde bu belge sigorta şirketi tarafından talep edilecektir.


Sigorta Şirketine Bildirim Zamanı

Sigorta poliçesi genel şartları gereği, tazminat talebi iletildiği anda ve iletildiği andaki sigorta şirketine başvuru yapılması zorunlu olduğundan, ortada henüz bir dava olmasa dahi idari başvurunun sigorta şirketine bildirilmesi gerekmektedir. Bildirim sonrasında verilecek olan hasar dosya numaranın öğrenilmesi ve not alınması da önemlidir.


Hasta Kayıtlarının İncelenmesi

Genel olarak, hekimler malpraktis iddiası taşıyan bir talep hakkında herhangi bir merciye beyanda bulunmadan önce mutlaka hasta kayıtlarını iyi incelemelidir. Hastanın başkaca kurumlardaki tedavi süreci hakkında bilgi edinmeye çalışmak, tedavide yer alan başkaca hekimler var ise ve mümkünse tıbbi süreci meslektaşları ile birlikte değerlendirmek savunmanın doğru yönetilmesi için önemli bir adım olacaktır.


İdare Mahkemesinde Açılan Tazminat Davasının Hekime İhbarı

Hastanın tazminat talebini içeren idari başvurusuna, idarenin 30 gün içinde yanıt vermemesi durumunda sonraki 60 gün içinde tazminat davası açılır. İdare, açılan bu davayı mahkeme dosya numarası bilgileriyle hekime tekrar ihbar edecektir. Buradaki ihbarın amacı; hekimin dilerse dosyaya Sağlık Bakanlığı’nın yanında müdahil olarak katılabileceğinin, bu konuda yasal hakkı olduğunun bildirilmesidir. Zira bu hak, Hukuk Muhakemeleri Kanun’un 61.maddesi ile tanınmıştır.


Bu tebliğ belgesi de idari başvurudaki belge gibi önemlidir. Mahkeme kanalıyla veya doğrudan idare tarafından iletilebilecek bu belgeyi de ekleri ile birlikte muhafaza ederek tebliğ tarihini not almak gerekir. Zira sigorta şirketi hasar ihbar sırasında bu belgeyi ve tebliğ tarihini hekimden talep edecektir.


Hukuksal Süreç İçin Avukat Seçimi

Savunmadaki önemli noktalardan biri de savunmaya dahil olacak avukatın belirlenmesidir. Dava dilekçesi hekime tebliğ edildiğinde, hekimin kendisini temsil edecek avukatı belirlemek için araştırma yapması gerekecektir. Hekimler avukat seçerken; uzmanlık alanı, tıbbi terminolojiye yakınlığı, sağlık hukukundaki tecrübesi ve gelişmeleri takip etmesi gibi birçok kriteri göz önünde bulundurmalarında fayda vardır.


Davaya Müdahil Olmak ve Savunmaya Katılmak

İdare aleyhine açılan tazminat davasının hekime tebliği ile davaya müdahale hakkı doğacağı gibi, idarenin dava neticesinde bir tazminat ödemesi ve şartların varlığı halinde rücu karar bulunabileceği de unutulmamalıdır. O nedenle bu aşamada davaya müdahil olarak tüm süreci idare ile birlikte yönetmek çok önemlidir. Tecrübelerimiz göstermektedir ki hekimin dahil olduğu davalarda savunma hatalarından kaynaklanan kararların önüne geçilebilmektedir.


Mahkemeye Beyan Sunmadan Önce Evrakların İncelemesi

Hekime ihbar edilen dava dilekçesi dışında dosyada başkaca evrak ve deliller olabilir. Davaya cevap vermeden önce, karşı tarafın tüm dayanaklarını görülmeli ve iddialara uygun cevaplar verilmelidir. Hekimin çalıştığı sağlık kurum dışında ve önemli olabileceği düşünülen hasta kayıtları var ise mahkeme aracılığı ile ulaşılmasını talep etmek gerekir. Hastanın tedavisini üstlenen başkaca hekimler var ise onların da bilgilerine başvurmak savunmada önemlidir.


Literatür Araştırması

Savunmanın yerli veya yabancı kaynaklardan elde edilecek literatür bilgisi ile desteklenmesi gerekir. Sonuç itibari ile tıbbi bilgi ve özel uzmanlığı gerektiren malpraktis davalarının çözümü bilirkişi incelemeleri ile sağlanabilmektedir. Bilirkişi incelemesi sırasında özellikle incelenmesi istenen tıbbi konulara dikkat çekilerek savunmayı güncel literatür bilgisiyle donatmak davada fayda sağlayacaktır.


Sonuç olarak; hekim savunmasında başarının, hukuki ve tıbbi bilginin iş birliğiyle sağlanabileceğini unutulmamalıdır.


Kamuda çalışan hekimlerin savunmasında son olarak vurgulamak istediğimiz husus; idare mahkemesinde hasta tarafından açılan davada, idare ve hekim birlikte savunma yaparken ortak amaçları “davanın reddini” sağlamaktır. Ancak yargılama sonunda tazminat kararı verilmesi ve ödenen tazminatın hekime rücu edilmesine karar verilmesi halinde idare ve hekim karşı karşıya gelmektedir. Bu nedenle tüm hukuksal süreçlerde yapılacak savunmada ve verilecek beyanlarda bu hassas ayrımın dikkate alınması gerektiği hatırlanmalıdır.


18.10.2020


HANYALOĞLU- ACAR HUKUK BÜROSU


Av. Ayşe Gül HANYALOĞLU








Comentários


bottom of page