top of page
Ara

Tıbbi Malpraktis Davalarında Tazminatın İrat Şeklinde Ödenmesi


Tıbbi kötü uygulama , doktor hatasının maluliyet sebep olması nedeniyle ömür boyu bakıcı gideri ödenmesine karar verilmesi

Tıbbi malpraktis davalarında tazminatın irat şeklinde ödenmesi kararları kısmen de olsa tazminatın amacına uygun olarak kullanılmasına hizmet edecekse de hekimler açısından yeni sorunları beraberinde getireceği unutulmamalıdır.


İncelemeye Konu 112 Ambulansla sevk sırasında yaşanan olay; 22/07/2011 tarihinde yenidoğan 38 hafta 2 günlük normal vajinal yolla doğan 2700 gr, 49 cm boyunda erkek bebeğin solunum sıkıntısı ve inleme şikâyeti gelişmesi üzerine Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı tarafından yeni doğan yoğun bakım sevisine yatırılması ve ardından bebekte çekilmelerin olması ve saturasyonunun 80’lere düşmeye başlaması nedeniyle entübe edilmesinin ardından mekanik ventilatör ihtiyacı üzerine sevkine karar veriliyor. 112 Komuta Kontrol Merkezi aranarak sevk organize edilmesinin ardından ambulansla nakli sırasında oksijen sağlayan tüpün çıkması ve ambulansta uzman hekim bulunmaması nedeni ile zamanında entübe edilemeyen bebeğin oksijensiz kaldığı ve bebekte Serebral palsi + Ağır derecede Bilişsel gelişme geriliği tespit edildiği iddiası ile hekime karşı ceza ve idareye karşı tazminat davası açılıyor idare davayı kaybediyor ve ardından sevk eden hekime ve ambulansta bulunan görevlilere rücu davası açılıyor. İnceleye konu karar idare Mahkemesi süreci, Danıştay ve sonrasında idarenin rücusunu bir arada görebileceğimiz emsal bir karar olması açısından önemlidir.


Aşağıda inceleyeceğimiz Danıştay 15.Hukuk Dairesi’nin 2015/4914 E- 2016/3966-K Ve 02.06.2016 Tarihli Kararında yerinde bir bozma kararı vermiş ve ödenecek olan bakıcı giderinin peşinen değil irat olarak ödenmesinin ödeyecek olanın da mağdur olanın da menfaatine olduğunu ve Manevi tazminatın da yüksek olduğundan bahisle Yerel Mahkeme Kararının bozulmasına karar vermiştir.


Karar incelemesi:

Danıştay 15.Hukuk Dairesi’nin 2015/4914 E- 2016/3966-K Ve 02.06.2016 Tarihli Kararı:

Davacı Talebinin Özeti: “Davacı/davacıların çocuğu Y’nin ABC Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde doğumunun ardından gelişen solunum sıkıntısı nedeniyle küveze alındığı, ardından ilgili doktor tarafından mekanik ventilatör ihtiyacı ve ileri yenidoğan bakım ihtiyacı nedeniyle sevkine karar verilmesi üzerine doktor olmadan yapılan bu sevk sırasında entübasyon tüpünün çıkması bu nedenle oksijensiz kalan bebeğin beyin hücrelerinin zarar görmesi sonucu çocuğun %100 zihinsel ve fiziksel engelli olmasında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle davacılar çocuğu Y için iş gücü kaybı nedeniyle 650.000,00.-TL, yaşam boyu bakıcı ihtiyacı gerektiğinden bunun karşılığı olarak ıslah sonrası güncellenen 2.146.936,84 TL, tedavi giderleri ve teknik araçlar için 250.000,00.-TL maddi, yaşamı boyunca çekeceği elem ve ızdırap karşılığı 350.000,00.-TL manevi, tazminat ile davacı anne ve baba için ayrı ayrı 100.000,00’er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine” karar verilmesi istemiyle açılmıştır.


Yerel Mahkeme Karar Özeti: “Mahkeme’ce davalı idarenin olayda, ortaya çıkan zarar ile eylemleri arasında illiyet bağının ve tazmin sorumluluğunun bulunduğu sonucuna varılarak, Adli Tıp Raporu da benimsenmek suretiyle davacılar çocuğu Y’nin %100 oranında özürlü olmasında davalı idarenin tam kusurlu olduğu, ….. Mahkeme’ye sunulan bilirkişi raporu doğrultusunda …………. davacılar çocuğu Y’nin %100 özürlü durumda olduğu, bu tür bir hasta için 24 saat bakıcı hizmetine ihtiyaç duyulacağından davacı tarafa işgücü kaybının brüt peşin değeri olan 437.724,00.-TL’nin ödenmesine, bakıcı hizmeti giderinin 24 saat ve yine brüt ücret üzerinden dikkate alınarak bu şekilde hesaplanan 2.146.936,84.-TL’nin davacı tarafa ödenmesine, olay nedeniyle duyduğu elem ve ızdırap içinde çocuk için 350.000,00 TL, anne için 100.000 TL, baba için 100.000 TL olmak üzere toplam 550.000 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddine, tedavi gideri ve tedavi araçlarına ilişkin tazmin taleplerinden vazgeçildiğinden (feragat edildiğinden) bu hususlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına” dair karar verilmiştir.


Danıştay’ın Bakıcı Ücretine İlişkin Temyiz İstemlerinin İncelemesinde Özetle: “………. Kanunun “tazminat” başlıklı 51. maddesine göre ise, Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyebilecektir.

…………Bedensel zararlar, tedavi giderleri, çalışma gücünün azalması ve yok olması (işgücü kaybı, fonksiyon kaybı, efor kaybı), bakıcı ücreti, ekonomik geleceğin zorlaşması gibi birçok biçimde ortaya çıkabilmektedir.

Olayda, idarenin tazminle yükümlü tutulması, ancak, hukuka aykırı idari eylem sonucu kesin olarak ortaya çıkmış, belirgin hale gelmiş maddi zararın varlığı halinde mümkün olabileceğinden cihetle kişinin isteği dışında maddi varlığında meydana gelen kayıp ve eksikliklerle, çoğalma olanağından yoksunluk olarak tanımlanan maddi zarar, henüz kesin olarak ortaya çıkmamış olduğu, belirgin hale gelmemiş ise, idarenin tazminle yükümlü tutulmasına olanak bulunmamaktadır.

…………Bakıcı ücreti yukarıda belirtildiği gibi %100 engeli nedeniyle günlük yaşam aktivitelerini bir başkasının desteği olmaksızın yerine getiremeyen şahsa bakacak kişiye ödenecek ücret olduğu, bu ücret %100 engelli kişinin hayatta olduğu sürece ve bu kişinin bakımı yapıldığı sürece ödenecektir. Bu ücret bir defada tazminat şeklinde ödeneceği gibi bakımı üstlenilen %100 Ağır engelli hastanın hayatta olduğunun belgelendirildiği sürece irat şeklinde ödenmesine hükmedilmesi yönünde Borçlar Kanunun da hâkime takdir yetkisi verilmektedir.

Bakımı üstlenilen %100 Ağır engelli hastaya özgü olan bakıcı giderinin, bakımın özenli ve devamlı olarak daha iyi gerçekleşmesi bakımından irat olarak ödenmesi amaca daha uygun olacaktır.

Bu durumda, aylık brüt asgari ücret üzerinden hesaplanan bakıcı gideri tutarının irat şeklinde her takvim yılının başında yıllık peşin olarak ödenmesine karar verilmesi bakımının devamı için, davacıların çocuğunun yararına olacaktır. Bu nedenle, temyize konu Mahkeme kararının, bakım ücretinin 24 saat ve yine brüt ücret üzerinden dikkate alınarak bu şekilde hesaplanan 2.146.936,84.-TL’nin davacı tarafa ödenmesine ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

Öte yandan, olay tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar olan kısım açısından zarar gerçekleşmiş olduğundan, bu döneme ilişkin bakıcı ücreti tutarının mahkemece ayrı olarak hesaplanarak çıkan tutarın yasal faiziyle birlikte tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi, bu kısım açısından nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği açıktır. “ şeklindeki hukuki gerekçelerle Yerel Mahkeme kararı bozulmuştur.


Danıştay’ın Manevi tazminata İlişkin Temyiz İstemlerinin İncelemesinde Özetle:

“…..Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, Manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.


Olayda, davacıların müşterek çocuğuna davalı idarenin sağlık hizmet sunumunda kusurlu davranarak çocuklarının %100 zihinsel ve fiziksel engelli hale gelmesi sonrasında manevi varlıklarında derin elem ve sıkıntı hissedeceği açık olmakla birlikte, duyulan bu ıstırabın karşılığı olarak hükmedilecek manevi tazminatın, yukarıda belirtilen niteliği gereği zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğinden, İdare mahkemesince kabul edilen manevi tazminat miktarının (550,000,00 TL) bu haliyle fazla olduğu, mahkemece zenginleşmeye yol açmayacak fakat olay karşısında duyulan acıyla da orantılı şekilde yeniden bir manevi tazminat takdiri yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

…………..Temyize konu Mahkeme kararının, manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı idare ve müdahil temyiz istemlerinin kısmen kabulü ile Elazığ 1. İdare Mahkemesi’nin 20/02/2015 ve E:2012/1993; K:2015/135 sayılı kararının kabul edilen bakıcı ücreti ile kabul edilen manevi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA, ……………. bozulan kısımlar hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,……..” şeklinde bozma kararı vermiştir.


Hukuk sistemimizde tazminatın sermaye veya irat olarak belirlenmesi, somut olayın özelliğine göre hâkimin takdirine bırakılmıştır. Bu takdir hakkı hâkimin taleple bağlılığı ilkesinin bir istisnasıdır. Tazminatta amaç zarardan önceki durumun devamının sağlanmasıdır. Özellikle destekten yoksun kalma, malullük ve iş göremezlik durumlarında tartışma konusu olan tazminatın irat şeklinde ödenmesi hususu artık tıbbi malpraktis davaları sonucunda hükme bağlanan bakıcı ücretinin peşin olarak değil irat şeklinde ödenmesi konusunda da tartışma yaratmaktadır.


Zira tazminatın irat şeklinde ödenmesi halinde;

  • Tazminatın amacına uygun olarak harcanacağı,

  • Bakımda süreklilik olacağından zarar görenin korunacağı,

  • Tazminatı ödemek zorunda kalanın acze düşmesinin önleneceği,

  • Tazminata hükmedilmesi ve ödenmesinin akabinde zarar görenin ölümü hallerinde, ileriki dönemlerin tazminatlarının İstirdadı sorununun hem mahkemeleri hem de tarafları ciddi anlamda uğraştırmasının önüne geçileceği, gibi toplumsal yararları unutulmamalıdır.

Tıbbi malpraktis davalarında tazminatın irat şeklinde ödenmesi aynı zamanda paranın zarar görenin bakımı için kullanmak yerine kişinin yakınlarının ellerinde zaman içinde eriyip gitmesini de önleyecektir. Çoğu zaman zarar görene bakıcı tutmak bir yana ödenen tazminat zarar görenin ihtiyaçlarına dahi kullanılmamaktadır.


Bozma sonrası Yerel Mahkeme Kararı:

“… bakıcı giderinin, bakımın özenli ve devamlı olarak daha iyi gerçekleşmesi bakımından irat olarak ödenmesi amaca daha uygun olacağı……., Aylık brüt asgari ücret üzerinden hesaplanan bakıcı gideri tutarının irat şeklinde her takvim yılının başında yıllık peşin olarak ödenmesine karar verilmesi bakımının devamı için, davacıların çocuğunun yararına olacağı, bakıcı ücreti tutarı olan 32.311,70-TL maddi tazminatın davalı idare tarafından davacı tarafa ödenmesine, …….Manevi tazminatın kısmen kabulü ile toplam 350.000,00-TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacı tarafa ödenmesine…” karar verilmiştir.

İrat; belli zaman aralıkları ile ödenen sürekli geliri (edimi) anlatır. Malpraktis sebebiyle belirli aralıklarla ödenen tazminatlar hekimlere aynı aralıklarla rücu edildiğinde bu durum hekimlerle idareleri karşı karşıya bırakacağından, hekimler açısından bitmeyen davalar silsilesine yol açacaktır. Diğer taraftan hekimler Tıbbi Kötü Uygulamaya ilişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında yapılacak başvuranların getireceği sorunlarla uğraşmak zorunda kalacaklardır.

Tıbbi malpraktis davalarında tazminatın irat şeklinde ödenmesi kararları yüksek tazminatlarla karşı karşıya kalan hekimler için acze düşmeyi önlediği için rahatlatıcıdır. Son zamanlarda malpraktisten kaynaklanan davalarda verilen tazminat miktarları yeni mağdurlar yaratacak derecede yüksek rakamlara ulaşmış ve buradaki yeni mağdurlar hekimler olmuştur.


Hekime Ve 112 Ambulans Görevlilerine İdarenin (Sağlık Bakanlığının) Rücu Aşaması

Sağlık Bakanlığı hekim ve iki ambulans görevlisi sağlık çalışanına rücu işlemi başlatılmış ve daha da acı bir şekilde hekim ve ambulansta görevli sağlık çalışanlarının malvarlığına ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir. 2019 yılında açılan rücu davası ile ilk kesinleşen kısım için 694.473,33-TL tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte rücuen tahsili için bir dava ve 2020 yılında açılan ikinci rücu davası ile 640.237,29-TL tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen rücuen tahsili talep edilmiştir.


İdarenin Rücu Davasında Alınan Bilirkişi Raporunda;

“Sevk işlemlerinde asıl sorumlu ve yetkisi olan idarenin gerek personel sayısındaki yetersizliği, gerek yetişmiş ve deneyimli personel azlığı gibi sorunları nedeniyle, hizmetin özelliğine uygun olarak seçilmiş ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğü olduğundan dolayı, tüm bu süreçte esas kusurlu olarak sayılması gerektiği …” şeklindedir.


Sonuç olarak;

Tıbbi malpraktis davalarında tazminatın irat şeklinde ödenmesi; Danıştay Bozma kararında vurgulandığı üzere bakımın özenli ve devamlı olması bakımından ve tazminat yükümlüsünün de acze düşmesinin önlenmesi açısından hakkaniyetli bir yaklaşımdır. İdarelerin rücusu halinde İrat şeklinde ödemenin hekimler ve hekim sigortaları açısından getireceği olumsuzlukların da farkında olunması ve çözüm üretilmesi gerekir.


Hekim savunması açısından her zaman; soruşturma anı, ceza ve tazminat aşamaları yakından takip edilmeli, tıbbi müdahale döneminde malpraktise davetiye çıkaran olumsuzluklar varsa belgelenmeli, poliçe yenilemelerine dikkat edilmeli ve unutulmamalıdır ki tüm raporlar olumsuz ve davalar kaybedilmiş olsa da sorumlusu hekim hemşire yada ebe olmayabilir. Tüm malpraktis tazminat davalarında idarenin organizasyon sorumluluğu değerlendirilmelidir.


ARB. AYŞE ACAR YÜCEL

HANYALOĞLU&ACAR HUKUK BÜROSU

Comments


bottom of page