top of page

Ameliyat Ekibinde Branş Uzmanı Bulundurma Yükümlülüğü ve Organizasyon Kusuru

  • 2 gün önce
  • 3 dakikada okunur

Tıbbi sorumluluk davalarında uzun süre baskın olan anlayış, sorumluluğun ameliyatı yapan hekimin bireysel kusuruna bağlanmasıydı. Son yıllarda idari yargı, bundan farklı ve savunma açısından daha zor bir ekseni öne çıkarmaktadır: ameliyatın planlanması aşamasında ekip organizasyonunun kurulup kurulmadığı. Bu yazı, söz konusu yükümlülüğün hangi ölçütlerle kurulduğunu ve hangi hâllerde kurulmadığını ele almaktadır.

Danıştay ölçütü

Danıştay Onuncu Dairesi, göğüs duvarı deformitesi nedeniyle ameliyat edilen bir hastada ameliyat sırasında kardiyak yaralanma gelişmesi ve kalp damar cerrahisi uzmanının olaydan dakikalar sonra ekibe katılması üzerine kurulan hizmet kusuru gerekçesini yerinde bulmuştur (E. 2019/9642, K. 2021/4222, 22.09.2021). Kararın onadığı gerekçeye göre; kalp gibi hayati derecede önem taşıyan bir organın yakınında gerçekleştirilen bir ameliyatta, kalple ilgili gelişebilecek komplikasyonlara anında müdahale edilebilmesi bakımından ameliyat ekibinde kalp damar cerrahisi uzmanı bulundurulması gerekir; idare ameliyatı planlarken bu tedbiri almamışsa hizmet kusuru doğar.

Ölçütün unsurları

Karar zincirinden çıkarılabilecek unsurlar şunlardır. Birincisi anatomik yakınlıktır: girişimin hayati organın kendisine yönelmesi gerekmez, yakınında yapılıyor olması yeterlidir. İkincisi öngörülebilirliktir; burada dikkat çekici olan, riskin onam belgesinde sayılmış olmasının, riskin idarece önceden bilindiğinin kanıtı olarak kullanılmasıdır. Yani onam belgesi, savunma aracı olmaktan çıkıp öngörü yükümlülüğünü kuran delile dönüşebilmektedir. Üçüncüsü ağırlıktır: öngörülen komplikasyon kalıcı sağlık kaybına veya ölüme yol açabilecek nitelikte olmalıdır.

Dördüncü ve savunma açısından en zorlayıcı unsur zamansal ölçüttür. Yükümlülük, uzmanın hastanede veya çağrılabilir mesafede bulunması değil, ekipte hazır bulunmasıdır; olay sonrası dakikalar içinde gelmiş olması yeterli görülmemiştir. Beşincisi yükümlülüğün muhatabıdır: kusur ameliyatı yapan hekimlere değil, ameliyatı planlayan idareye bağlanmıştır. Bu, adli tıp raporunun "personele atfı kabil kusur yok" sonucuyla çelişmeden birlikte var olmasını mümkün kılar.

Kabul görmeyen savunmalar

İlgili dosyada idare, hastanede otuz üç göğüs cerrahisi uzmanına karşılık yalnızca bir kalp damar cerrahisi uzmanı bulunduğunu ve her komplikasyon ihtimali için başka branş hekimi bulundurmanın mümkün olmadığını savunmuştur. Bu kaynak savunması yükümlülüğü hafifletici bir unsur olarak kabul edilmemiştir. Aynı biçimde ceza yargılamasındaki beraat kararı da idari sorumluluğu engellememiş; adli tıp raporundaki "komplikasyon" nitelemesi ise organizasyon sorumluluğunu ortadan kaldırmamıştır.

Yeniden görülen yargılamada ilk derece mahkemesi bu yaklaşımı şu ifadeyle pekiştirmiştir: hizmet kusuru araştırılırken hizmetin kuruluşunda ve işleyişinde meydana gelebilecek her türlü ihtimale karşı idarenin gerekli tedbirleri alıp almadığı incelenmelidir; aksi düşünce idarenin sorumluluğunu fazlasıyla daraltır.

Yükümlülüğün sınırı: hazırlık ile yönetim ayrımı

Bu ölçütün sınırsız olmadığını gösteren karşı örnekler vardır ve savunma tam olarak burada kurulur. İncelediğimiz dosyalardan ikisinde, "ilgili branş uzmanı olmadan girişim yapıldığı" iddiası aynı biçimde ileri sürülmüş, ancak reddedilmiştir. Ayırt edici unsurlar şunlardı: komplikasyon gerçekleştiği anda derhal ilgili branş konsültasyonu istenmiş, acil sevk yapılmış ve hazırlıklar tamamlanır tamamlanmaz girişime geçilmişti; ayrıca bilirkişi heyeti ilgili branş uzmanlarını içeren karma bir yapıdaydı ve süreci öncesi ve sonrasıyla değerlendirmişti.

Buradan çıkan ayrım nettir: sorumluluk doğuran şey komplikasyona müdahaledeki yetersizlik değil, komplikasyona hazırlıktaki eksikliktir. Müdahale zincirinin zaman kaydıyla belgelenebildiği dosyalarda savunma ayakta kalmaktadır.

Savunma için pratik sonuçlar

Bu içtihat ortamında savunmanın odağı ameliyat sonrasından ameliyat öncesine kaymaktadır. Ameliyat öncesi ekip planlamasının, konsültasyon hazırlığının ve nöbet düzeninin yazılı olarak belgelenmesi; hangi girişimlerde hangi branşın ekipte hazır bulunacağına ilişkin kurum içi bir protokolün bulunması; komplikasyon gerçekleştiğinde konsültasyon isteminin ve müdahalenin saat düzeyinde kayda geçirilmesi belirleyicidir. Onam metinlerinin hazırlanmasında ise ikili bir denge gözetilmelidir: riskin sayılması aydınlatma yükümlülüğü için zorunludur, ancak aynı ifade öngörü yükümlülüğünün delili olarak da kullanılabilmektedir. Bu, riskin yazılmaması gerektiği anlamına gelmez; o riske karşı hazırlığın da belgelenmesi gerektiği anlamına gelir.

Konuya ilişkin uygulama alanımıza Kalp ve Damar Cerrahisinde Malpraktis Savunması sayfamızdan, kapsamlı değerlendirmemize Kalp ve Damar Cerrahisinde Malpraktis Rehberi başlığından ulaşabilir; dosyanız için ön değerlendirme talep edebilirsiniz.

Bu yazı genel olarak bilgilendirme amacı taşır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

 
 
bottom of page