top of page

Estetik Cerrahide Eser Sözleşmesi ve Sonuç Sorumluluğu

  • 9 saat önce
  • 3 dakikada okunur

Estetik girişimlerden doğan davalarda savunmanın en sık kurulduğu cümle şudur: bilirkişi hekime kusur atfetmemiştir. Bu cümle ilk derece mahkemelerinde çoğunlukla ret kararı üretmekte, üst derece denetiminde ise tek başına yetmemektedir. Sebebi, uyuşmazlığın hangi sözleşme tipine oturtulduğudur.

Nitelendirmenin sonucu değiştirdiği nokta

Tedaviye yönelik tıbbi müdahalede ilişki vekâlet sayılır: hekim iyileşmeyi değil, gereken özenin gösterilmesini üstlenir. Güzelleştirmeye yönelik girişimde ise mahkemeler hekimi yüklenici, hastayı iş sahibi kabul etmekte ve TBK'nın eser sözleşmesine ilişkin hükümlerini uygulamaktadır. Yüklenicinin edimi bir sonuç meydana getirmektir; ölçüt basiretli yüklenicidir.

Bu geçişin pratik sonucu, tartışmanın "kusur" ekseninden "edim" eksenine kaymasıdır. İlk derece mahkemeleri uyuşmazlığı çoğunlukla hekim kusuru sorusu olarak kurar ve tıbbi standarda uygunluk saptandığında davayı reddeder. Üst derece ise soruyu yüklenicinin edimini ifa edip etmediği biçiminde kurar ve kusur bulunmasa dahi ifa yokluğundan sorumluluk çıkarabilir.

Kusursuzluk raporunun yetmediği iki karar

İncelediğimiz zincirlerin ikisinde aynı örüntü görülmektedir: bilirkişi hekime kusur atfetmemiş, yerel mahkeme davayı reddetmiş, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur.

Birincisinde (E. 2021/6148, K. 2022/4506, 04.10.2022) aynı seansta üç ayrı girişim yapılmış, dosyada bunlardan yalnızca birine ilişkin onam formu bulunmuştur. Daire, kombine girişimlerde her işlem için ayrı aydınlatma yapılması gereğini vurgulamış ve şu değerlendirmede bulunmuştur:

"Davacıda ameliyat sonrası ortaya çıkan komplikasyon ve görüntü bozukluğuna sebebiyet verilmesi de kusurlu bir davranış olup, hekime izafe edilebilecek bir kusur olarak değerlendirilmelidir."

Bu cümle, komplikasyonun doğmuş olmasını kusur değerlendirmesine dâhil etmesi bakımından estetik dosyaları için ağır bir ölçüt getirmektedir.

İkincisinde (E. 2023/3906, K. 2025/315, 04.02.2025) bilirkişi kurulu tabloyu her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilen komplikasyon saymış, tekniğin uygun olduğunu belirtmiştir. Daire yine de bozmuş; gerekçesi, raporun kusur yönünden değil kapsam yönünden yetersiz olmasıdır. Uyuşmazlığın eser sözleşmesi niteliğinde bulunmasına rağmen bu hususta hiçbir değerlendirme içermeyen rapora dayanılması hatalı görülmüş, ispat yükü bakımından da şu tespit yapılmıştır:

"Davalılar illiyet bağını kesen geçerli bir savunmada bulunmadıkları gibi, davacının kusurunu da kanıtlayamamışlardır."

Aynı nitelendirmeyle verilen ret kararları

Buradan "eser sözleşmesi kabul edildiyse sorumluluk kaçınılmazdır" sonucu çıkarılamaz. İncelediğimiz iki zincirde mahkemeler eser nitelendirmesini benimsemiş, sonuç taahhüdünü tartışmış ve davayı yine de reddetmiş; Yargıtay 6. Hukuk Dairesi bu kararları onamıştır (E. 2023/3117, K. 2025/364, 06.02.2025 ve E. 2025/210, K. 2025/4192, 20.11.2025).

Bu dosyalarda üç unsur öne çıkmaktadır. Birincisi, hastanın bizzat muayenesine dayanan ve iddia edilen bozukluğun fiziken bulunmadığını saptayan rapordur. İkincisi, her girişim için ayrı ayrı düzenlenmiş ve bilirkişice yeterli görülen onam formlarıdır. Üçüncüsü, hastanın kendi davranışlarına ilişkin belgelerdir: kontrollere gelmemesi, başka merkezde ek girişim geçirmesi, önerilen düzeltici cerrahiyi reddetmesi.

İkinci zincirde davacı, hedeflenen görünüme tıbben ulaşılmasının mümkün olmadığının kendisine açıklanmadığını ileri sürmüş; bu iddia, onam formlarının yeterli aydınlatma içerdiği tespiti karşısında sonuç doğurmamıştır. Estetik dosyalarında en riskli iddia budur ve yalnızca yazılı kayıtla karşılanabilir.

Farkı yaratan üç unsur

Kabul ve red kanadını karşılaştırdığımızda ayrımın nitelendirmede değil ispat düzeninde olduğu görülmektedir.

Birincisi, memnuniyetsizlik ile ayıp arasındaki farktır. Kabul kararlarında gözle görülür ve fizik olarak doğrulanmış bir bozukluk, ek operasyon zorunluluğu ya da bir işlemin geri alınması söz konusudur. Ret kararlarında ise iddia edilen bozukluk muayenede saptanamamıştır. Sübjektif beğenmeme, tek başına sonuç taahhüdünün ihlali sayılmamaktadır.

İkincisi, işlem bazlı onamdır. Kabul kanadında ya bir girişimin onamı hiç yoktur ya da formun içeriğinin müzakere edildiği ispat edilememiştir. Ret kanadında her girişim için ayrı form bulunmakta, bir dosyada hasta belgeyi okuduğunu ve bir nüshasını aldığını kendi el yazısıyla teyit etmektedir. Bu ayrıntının maliyeti yok denecek kadar düşük, etkisi belirleyicidir. Konunun genel çerçevesi için aydınlatılmış onam sayfamıza bakılabilir.

Üçüncüsü, illiyet bağını kesen olguların belgelenmesidir. Yargıtay, bu savunmanın ispat edilememesini doğrudan sorumluluk sebebi saymaktadır. Buna karşılık hastanın kendi tercihlerine ilişkin kayıtların dosyada bulunduğu hâllerde ret kararları hem istinafta hem temyizde korunmuştur.

İspat yükü fiilen üçe bölünüyor

Eserin ayıplı olduğu, yani hedeflenen sonuca ulaşılamadığı iddiası hastadadır. Aydınlatmanın usulüne uygun yapıldığı hekim tarafındadır. Ayıbın hastanın davranışından veya ona yüklenebilecek bir sebepten doğduğu, yani illiyet bağının kesildiği iddiası da hekim tarafındadır. Üç kalemden ikisinin hekimde olması, savunmanın belge üretimi üzerine kurulmasını zorunlu kılar.

Buna bir de bilirkişi sorunu eklenir. İncelediğimiz kaldırma kararlarında raporlar, sonuçları hekim lehine olduğu hâlde yetersiz sayılmıştır: sözleşmesel çerçeveyi ele almadıkları, hastanın muayenesine dayanmadıkları veya dosyadaki çelişkiyi gidermedikleri için. Savunmanın bilirkişiye sorulacak soruları yargılamanın başında şekillendirmesi, rapor sonrasında yapılacak itirazlardan daha etkilidir.

Pratik sonuç

Estetik cerrahide savunma, "kusurum yok" cümlesinin üzerine kurulduğunda ilk derecede kazanıp üst derecede kaybetme riski taşımaktadır. Dayanıklı savunma üç ayak üzerinde durur: sonucun objektif olarak beklentiyi karşıladığını gösteren ölçüm, görüntü ve muayene bulguları; girişim sayısı kadar bölümlenmiş ve gerçekleşmesi muhtemel komplikasyonları ismen sayan onam belgeleri; illiyet bağını kesen olguların yazılı kaydı.

Ameliyat öncesi görüşmede hangi sonucun teknik olarak mümkün olmadığının hasta dosyasına yazılması, sonradan üretilmesi mümkün olmayan tek savunma malzemesidir. Komplikasyon–kusur ayrımının genel çerçevesi için tıbbi komplikasyon ve hekim sorumluluğu, burun cerrahisine özgü bir örnek için estetik burun ameliyatı sonrası açılan tazminat davası incelememize bakılabilir.

Alanın tümüne ilişkin değerlendirme Estetik ve Plastik Cerrahide Malpraktis Rehberimizde yer almaktadır; uygulama alanımıza Estetik ve Plastik Cerrahide Malpraktis Savunması sayfamızdan ulaşabilir, dosyanız için ön değerlendirme talep edebilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Anılan kararlar somut dosyaların koşulları içinde verilmiştir; her dosya kendi tıbbi ve hukuki koşulları içinde değerlendirilir.

bottom of page